HALİD Bağdadi der ki: Nice küçümsenen insan gördüm. Ahireti iyi olmayacak sanılırdı. Onların derin bir iman içinde can verdiğini gördüm. Son nefeste iyi olacağı sanılan nice ilim, irfan, amel ve nesep sahibi insan gördüm ki son nefeste berbat hâlde Allah'ın huzuruna gittiler. Büyükler şöyle dediler: "Mütevazı günahkâr tövbeye yakındır. Kibirli kişi ise tövbeye uzaktır."
BASRA VALİSİNE MEKTUP
Hz. Ömer, Basra valisi olan Ebu Musa el-Eş'ari'ye mektup gönderdi. Mektup özetle şöyleydi: "Hastaları ziyaret et. Halkın cenazelerine katıl. Halka kapını kapalı tutma. İhtiyaç sahipleriyle özel ilgilen. Allah yükleri sana yükledi. Yükü taşı. Haber aldım ki gösterişe dalmışsın, giyim ve yemekte aşırıya girişmişsin. Sakın ha hayvanlar seviyesine düşme! Hayvanlar bir vadiye dolunca sadece yemek düşünürler. İnsanların sapmalarına fırsat verme."
YÖNETİCİLİK SENİ DEĞİŞTİRDİ Mİ?
Hz. Peygamber (SAV), Hz. Mikdad'ı bir birliğe komutan yaptı. Gidenler geri döndüler. Hz. Peygamber, komutan olan Mikdad'a sordu: "Yöneticilik nasıldı Mikdad? Komutan şöyle dedi: "Allah'ın Resulü! Giderken insanlara üstünlük düşünmedim. Ama dönerken onları hizmetkârım gibi görmeye başladım." (Mikdad, kalbe düşen kibir hâline işaret ediyor.) Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurdu: "Yöneticilik böyledir. Allah'ın korudukları hariç." (İnsanların nefsi azabilir.)
YÖNETİCİLİK ZORDUR
Sahabeden Ebu Zerr el Gıfari, Hz. Peygamber'den yöneticilik, sorumluluk istedi. Hz. Peygamber olumlu cevap vermedi. Şöyle uyardı:
"Ebu Zerr! Yöneticilik, hakkını veremeyenler için pişmanlıktır. Sen ise zayıfsın. Hakkını veremezsin." Sevgiyi, merhameti ve gülümsemeyi dağıtın. İnsanlara umut verin!
SEN EBU BEKİR DEĞİLSİN!
Hz. Ebu Bekir, halife iken kör ve yaşlı bir yalnız adama hurma götürürdü. Yaşlı, kör ve fakir olan bu adam dua ederdi. Hz. Ebu Bekir vefat etti. Hz. Ömer halife olunca bu hayırlı işe devam etmek istedi. Bir gün Ömer, hurmaları bir torbaya koydu ve fakir adamın evine gitti. Yalnız adama hurmaları verdi. Hatta eliyle eliyle yedirmeye başladı. Adam hurmayı yiyince şu soruyu sordu:
"Ebu Bekir nerede?" Hz. Ömer şaşırdı. Zira adam kördü ve hurmayı getirenle uzun da konuşmamıştı. Nereden anladığını sordu Hz. Ömer:
"Benim Ebu Bekir olmadığımı nereden anladın? Gözlerin görmüyor."
Adam şöyle dedi:
"Hurmadaki çekirdekten. Zira Ebu Bekir, hurmaları bana getirirken yorulmayayım diye çekirdekleri çıkarırdı.
Sen çekirdekleri çıkarmadın. Bundan dolayı senin Ebu Bekir olmadığını anladım."
Ömer, gözyaşı içinde mırıldandı:
"Ebu Bekir vefat etti."
ÜMMETİME DUA EDERİM
Hz. Aişe diyor ki: "Bir gün Allah'ın Peygamberini neşeli gördüm. Dedim ki: 'Bana dua et.' Resulullah şöyle dedi: 'Allah'ım! Aişe'nin geçmiş, gelecek, gizli, açık bütün günahlarını affet.' Hz. Aişe bu duaya o kadar sevindi ki sevincinden başını arkaya sarkıttı.
Hz. Peygamber (SAV) sordu:
'Bu dua çok mu sevindirdi? Ben bunu her namaz sonrası bütün ümmetim için yaparım.'"
KUR'AN'DA SEVGİ AYETLERİ
Kur'an-ı Kerim'de 120'den fazla yerde sevgiden bahsedilmiştir. "Hubb - Vüdd", Kur'an'ın önemsediği kelimelerdir. Bu dinin özü sevgiye, muhabbete, kalbî yakınlığa dayanmaktadır.
İNSAN RUHUYLA VARDIR
Mevlana der ki: "İnsan yalnız bedeni ile insan olsaydı, Ahmed ile Ebu Cehil aynı olurdu." İnsanı insan yapan ruhudur, özelliğidir.
ALLAH KİMLERİ SEVER?
Yüce Allah şu insanları sever: İyilik yapanları, dürüst olanları, işini doğru yapanları, tövbekârları, temizlenenleri, takva sahiplerini, iyilik yapanları, sabırlı olanları, adil olanları, Allah için hizmet edenleri, her hususta Allah'a dayananları, ibadetlerini aksatmayanları sever.
ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?
Haddi aşanları, mütecaviz olanları, şımarıkları, küfür ve günahta ısrarcı olanları, inkârcı kâfirleri, zalimleri, kul hakkı yiyenleri, haksızlık edenleri, yalan söyleyenleri, kibir sahiplerini, günahkârları, hainleri, fesatçıları, bozguncuları, israf edenleri, hırsızları sevmez.
GIYBET / İFTİRA FARKI
Efendimiz cemaate sordu: "Gıybet nedir?" Sahabe: "Allah ve Resulü bilir" dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Kardeşinizi hoşlanmadığı bir şeyle anmanız gıybettir." Sahabe dediler ki: "Ya onda bu hâl varsa ve doğru anlatılmışsa?" Efendimiz: "Zaten gıybet budur. Onda olmayan bir şeyi ona mal ederseniz bu gıybet değil, iftiradır." (Müslim, Birr, 70 / Ebu Davud, Edeb, 35)
Hucurat Suresi'nde gıybet etmek, insan eti yemekle bir tutulmuştur. Varın siz iftiranın ne kadar büyük bir günah olduğunu hesap ediniz.
ALLAH'I GÖRÜYOR GİBİ
Hz. Ömer'in oğlu Abdullah der ki:
"Bir gün Resulullah omuzumdan tuttu. Şöyle buyurdu:
'Allah'ı görüyorcasına ibadet et. Dünyada bir garip gibi yaşa. Yolcu gibi ol. Kendini ölmüş de kabir ehlinden biri gibi say.'" Abdullah der ki: "Akşama vardığında sabahı bekleme. Sabaha çıktığında akşamı bekleme. Sağlıklı gününde hastalık için, yaşarken de ölümün için tedbir al."
(Buhari, Rikak, 3; Tirmizi, Zühd, 25 / Ibn Mace, Zühd, 3; Ahmed, II/132)