CANLI YAYIN
DR. NAFİZ KARAGÖZOĞLU
DR. NAFİZ KARAGÖZOĞLU

Varsa stres yoksa stres

Eklenme Tarihi 17 Mart 2011
Stres organizmanın, tehdit edici bir durum karşısında bedensel ve ruhsal olarak zorlanmasıdır. Ruh, beden ve sosyal durumun hepsini birden etkileyen bir unsurdur STRES.
Dünyadayken peşimizi bırakmaz.
Aslında daha dünyaya gelmeden bile peşimizi bırakmıyor.
AYAĞINI SICAK TUT, BAŞINI SERİN
GÖNLÜNÜ FERAH TUT, DÜŞÜNME DERİN.
Stres organizmanın "normalde" uyum içinde, tıkır tıkır çalışan bu mekanizmasının bozulmasına sebep olur. Uzmanlar İnfertilite'yi daha çok bedensel boyutta gündeme alıyorlar.
Ruhsal olarak stres'in önemli ölçüde gebelik şansını azalttığını biliyor musunuz ? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Ayşe Duman gebeliği etkileyen en önemli faktörlerin başında gelen ''Stres'' hakkında bir çok önemli noktanın altını çiziyor: İnfertil çiftlerin (1 yıllık düzenli, korunmasız ilişkiye rağmen gebelik olmaması) %15'inde yapılan araştırmalara rağmen, neden gebelik olmadığı bilinememektedir.
Oysa insan sadece maddeden ibaret değil ki! İnsanın zihni, ruhu, kalbi, istekleri, arzuları ve bilinçaltı programında bir yığın duygu birikimleri var. Eğer kadının bilinçaltında çocuk sahibi olmasını engelleyecek bir duygu birikimi varsa siz bedenle istediğiniz kadar uğraşın, gebelik elde etmeniz zorlaşacak. Veya tüm uğraşlara rağmen gebe kalamayan kadının duygu durumu gebeliğe uygun hale geldiğinde sürpriz bir şekilde gebelik meydana gelebilecek.
Bununla beraber, gerek beden elektriğinde meydana gelen değişiklikler gerekse hormonal değişiklikler bedenin gebe kalma ihtimalini azaltan özelliklere sahip.
Çağın moda terimiyle 'stres' aslında tüm hastalıkların ve de infertilitenin zeminini oluşturmaktadır. Stresin, ruhi bunalımların; adeta bir virüs gibi fizik bedendeki programın işleyişini bozup, migren, gastrit, spastik kolon, cilt rahatsızlıkları hatta kansere yol açtığı, bilinen bir gerçektir. Bu gerçeklikle, her türlü tetkiki yapıp tedavi yöntemlerini uygulamamıza rağmen, "gebelik neden olmadı bizde bilmiyoruz" diyorsak işin psikolojik boyutuyla ilgilenme zamanıdır. Tedavi süreci içinde yaşanan olumsuzluklar, gerginlikler, acabalar sonucu olumsuz etkilememesi adına işlemlere başlarken kadının ruhuna da gerekli destek sağlanmalıdır.
Toplumumuzda daha evliliğin başında, hatta bazen genç kızlık döneminde "acaba çocuğum olacak mı?" sorusu zihinleri meşgul edip duyguları yormaktadır. Hele de 1-2 yılı bulmuşsa öncelikle ailenin büyükleri torun sevme telaşına girerler "ölmeden bir torun göreydim, ne zaman hala olacağım?" cümleleriyle çifti baskı altına almaya başlarlar. İş arkadaşları sormaya ve akıl vermeye başlar. Çok erken dönemde gereksiz bir yığın tahliller yapılırken, her tahlil sonucu gerginlikle beklenir.

SUÇ KİMDE?

Her doktor dönüşü, çift "suç kimdeymiş'' gibi garip soruların altında ezilmeye başlar. İstek, korku, kuşku, pişmanlık, suçluluk hissi ortaya karışık salata gibi gelir. Kafalar karışır.
Hal böyle olunca belki de sadece zamanı gelmediği için işlemeyen gebelik programı bozulmaya başlar.
Gebelik programını bozan stres virüsünü temizlemedikçe gebelik başarı oranı azalacaktır. Hırsla ve telaşla gebelik isteği çevrenin getirdiği gerginlikler gibi alınmış huzursuzluklar kolaylıkla temizlenebilir.
O halde hastalık dediğimiz vücuttaki her program işleyişinin bozulmasında infertilite tedavilerinde, özellikle tüp bebek uygulamasında çiftin ruhsal boyutuyla da ilgilenmeyi de mutlaka düşünmeliyiz.