CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Toplu taşıma araçlarında ilk durakta tekmeleyerek dışarı atmak isteyeceğiniz tipler

Eklenme Tarihi 07 Kasım 2016
Sıradaki durak cehennem! Ne desek az. Buzfeed'in derlediği, toplu taşımada varlıklarıyla insanı rahatsız eden bazı karakterleri sizler için düzenledik.
Sırt çantasını yanındaki boş koltuğa oturtanlar...
''Yanıma birinin oturmasını istemiyorum. Hem çantam için de para ödedim. O burada oturacak! Zavallı sırt çantam çok yoruldu bugün.'' ''Kalk ayakta dur!'' diyesi geliyor insanın.
Koltuk arkalarına çöplerini bırakanlar...
Bazen sokaklarda bile çöp kutusu bulamayıp elimizde çöp gezdirirken, toplu taşımalarda koltuk arkalarına çöp bölmesi yapmışlar. Çok iyi bir uygulama! İdrar mı o?
Otururken bacaklarını açanlar...
Otururken bacaklarını 180 derece açabildiğini gördüğümüz iyi oldu. Çok havalısın! Bu şekilde sıkıştırılan kadınlar da var tabii ki...
Direğe sarılarak seyahat edenler...
"Bu benim direğim. Git başkasının kolundan falan tut." Madem aranızda bu kadar büyük bir aşk var hiç evlenmeyi düşünmüyor musunuz? Dünyada bu tarz ilginç evlilikler mevcut...
Birisinin bu adama oranın yaslanmak için değil tutunmak için olduğunu anlatması gerek!
Aslında hiç sorun değil. Eller yukarıda dengeyi sağlamaya çalışarak seyahat etmek çok eğlenceli. Böyle oyunlar oynamak çocukluğumuzu hatırlatıyor. Çocuklar gibi şeniz!
Sen tutunursun biri gelir eline yaslanır. Fizik yasalarına göre daha güvenli seyahat!
Farkında değil misin? Rahatsız olmuyor musun? Bu benim elim ve senden önce buradaydı.
Saçlarını arkaya atan tip. Kuaförde değil, otobüsteyiz!
Böyle durumlar için yanınızda makas taşıyınız.
O kadar sıklıkla görülebilecek bir tutum ki, bu oturuş pozisyonuna TDK'nın bir tanım bulması gerek.
"Seat'' kelimesi Latince'den gelir ve anlamı popomuzu koyduğumuz yerdir, ayaklarımızı değil!
Cam açılsa da dışarı uzatsa bari! En azından önde oturan kaç numara ayakkabı giydiğini öğrenmez.
"Koluma dokunan bir şey var. Aman tanrım. Bir ayak. Bir ayak koluma dokunuyor dostum.''
Özellikle, oturacak yer olmasa dahi bomboş olan araçta, kendisine yer verilmesi için psikolojik baskı kurmak adına gençlerin önünde dikilen yaşlılar.
Hatta bazıları yüksek sesle söylenmeye de başlar. "Ah şu gençler!'' Baskının böylesi. Rica etsen kalkarız, hatta rica etmene bile gerek kalmadan kalkarız da böyle yaptığınızda içimizden gelmiyor be teyzem!
Yanındakinin telefonda oynadığı oyuna, yazdığı mesaja bakan tipler.
Hatta bazı tipler kitap okumayı sevmese bile yanındakinin okuduğu kitap ilgisini çeker. Yanında oturan kadını güzel bulup belki çaktırmadan ismini, numarasını falan görürüm, bir şeyler yakalarım çabasında olanlar da var tabii ki...
O kadar boş alan varken dibinde duran tipler.
Alanımı işgal ediyorsun!
Yürüyen merdivenin sol tarafında duran insanlar...
"Bu merdivenin olayı zaten bu değil mi? Bizim yerimize yürümüyor mu? Madem yürümek istiyorsun niye yürüyen merdivendesin?'' Çok basit. "Sağ tarafa kayar mısın lütfen acelemiz var."
Belki de en sinir bozucu olanı en sona sakladık. Kulaklıksız müzik dinleyenler.
Canlı müzik yapanlara saygımızın sonsuz olduğunu belirterek bu şekilde telefondan müzik dinleyenlerin cehennem durağında inmesini temenni ediyoruz!
onedio.com

MÜHENDİS
Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
- İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?
Papaz cevap verir:
- Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm Tanrı'ya dönük olur.
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu Tanrı'dan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da Tanrı'nın bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir.
Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
- Durun bir dakika! Bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım.

AlkışlıYorum
Milletin kız arkadaşı evine gelip yemek yapar, gömleklerini ütüler, dolabını düzenler. Bizimki ise televizyonun tozlu ekranına parmağıyla, "BENİ SİL" yazmış. Bununla da yetinmeyip televizyon sehpasının camına, "BENİ DE" yazmış. Bin bir umutla beklediğin o yüzüğün parasıyla, eve her hafta temizlikçi almaz mıyım ben şimdi güzelim...