Sırt bölgesi saygı olarak da algılanır.
Mesela birisi konuşurken sırtı dönülmez saygısızlıktır. Eğer dönmek zorunda kalırsa "Sırtımı döndüm sana kusuruma bakma" denilir. Mesela delikanlılık rajonunda sırtından vurmak, sırtından bıçaklamak bir ayıp olarak görülür. Aynı zamanda sırt, güç göstergesidir. Hani derler ya "Sırt sırta verdik mi biz bu işi hallederiz." Bazen de hayat kurtaran bölge olabilir.
Birinin boğazına bir şey kaçtığında pörtlek gözlerle "Hiiiiiii hiii" diye ses çıkartıp hakkın rahmetine kavuşurken, yandaki kahraman "Helal helal lann" diye sırta sertçe vurarak düşmanı dışarı çıkartır.
Aslında mevzuya bebekken başlanıyor.
Sırtımıza vurarak gazımızı alırlar. Gaz sancısından karnı ağrıyan bebişin sırtına belli bir ritim ile vurulurken, rahatça gaz çıkartılır.
Tabii ilk başlangıç dünyanın her yerinde popoya çaplakla başlıyor, orası ayrı bir konu.
Gazdan gidersek, Türk milleti olarak en çok gaz aldığımız yer de sırttır. Önemli bir olay yapılacakken mesela bir futbolcu oyuna gireceği sırada, teknik direktörü sırtına vurur ve "Hadi aslanım, hadi koçum göreyim seni" der. Bu hayatımızın her yerinde böyle. Bir de şu vardır -Türk milletinin adetlerinden biridir- gerdek gecesine giderken damadın sırtına insan dışı yumruklarla vurup odasına gönderilir. Çoğu yöremizde varlığını sürdüren bir gelenektir.
Vururken, "Beline kuvvet" tezahüratları da havalarda uçuşur.
Sırtımıza 3 kez pat pat vurulması iki anlama geliyor. Birincisi genelde dostça bir vuruş şeklidir. Arkadaşa "Boşver geçti" derken, "Olur böyle şeyler" demek isteriz.
Muhtemelen sonrasında başlar önde yürünür. Abartılırsa, kolkola girilerek devam edilir. Bunun bir de omuza vurulanı vardır ki kısa boylu insanların seçimi sırttan yanadır.
İkincisi tamamen dalga geçme manasında sırta yavaş yavaş "Hadi canım benim, hadi bakayım" şeklinde ağızdan çıkan cümlelerle adamı uyuz etme, küçümseme ifadesidir.
İnsanı bazen üzüntüsü ele geçirir. Kendi içinde, ters dönmüş bir hamam böceği gibi debelenip durur. Üzüntülü kişide sırt yanındaki omurga, kamburlaşma eğilimi gösterir. Üzgün biri dalgın bakışlarını içine yöneltir, kalbine doğru. Sırt sıvazlayan kişi ise sırtı yukarıdan aşağıya doğru tarayarak düzleştirir. Omurga düzelsin ve üzgün kişi içeri değil tam karşıya baksın, üzüntüsüne değil, dünyaya, çevresine baksın diye. Bu kadar masum ve bu kadar basit bir eylemdir.
Bunun sarılarak vedalaşma seramonisinde yapılması, yeni tanışmış ve "İleride samimi olabiliriz" göstergesi olarak algılanabilir.
Samimi dostlarda sırta vurmak, biraz uyuz durumu yaratabiliyor...
Türk milletinin en önemli yerlerinden biridir sırt bölgesi. Gurur, öfke, gaz verme, gaz çıkarma, dostluk, dalga geçme vb., hepsini buradan hallederiz... Sırt bölgesi saygı olarak da algılanır. Mesela birisi konuşurken sırtı dönülmez saygısızlıktır. Eğer dönmek zorunda kalırsa "Sırtımı döndüm sana kusuruma bakma" denilir. Mesela delikanlılık rajonunda sırtından vurmak, sırtından bıçaklamak bir ayıp olarak görülür. Aynı zamanda sırt, güç göstergesidir. Hani derler ya "Sırt sırta verdik mi biz bu işi hallederiz." Bazen de hayat kurtaran bölge olabilir. Birinin boğazına bir şey kaçtığında pörtlek gözlerle "Hiiiiiii hiii" diye ses çıkartıp hakkın rahmetine kavuşurken, yandaki kahraman "Helal helal lann" diye sırta sertçe vurarak düşmanı dışarı çıkartır. Aslında mevzuya bebekken başlanıyor. Sırtımıza vurarak gazımızı alırlar. Gaz sancısından karnı ağrıyan bebişin sırtına belli bir ritim ile vurulurken, rahatça gaz çıkartılır. Tabii ilk başlangıç dünyanın her yerinde popoya çaplakla başlıyor, orası ayrı bir konu. Gazdan gidersek, Türk milleti olarak en çok gaz aldığımız yer de sırttır. Önemli bir olay yapılacakken mesela bir futbolcu oyuna gireceği sırada, teknik direktörü sırtına vurur ve "Hadi aslanım, hadi koçum göreyim seni" der. Bu hayatımızın her yerinde böyle. Bir de şu vardır -Türk milletinin adetlerinden biridir- gerdek gecesine giderken damadın sırtına insan dışı yumruklarla vurup odasına gönderilir. Çoğu yöremizde varlığını sürdüren bir gelenektir. Vururken, "Beline kuvvet" tezahüratları da havalarda uçuşur. Sırtımıza 3 kez pat pat vurulması iki anlama geliyor. Birincisi genelde dostça bir vuruş şeklidir. Arkadaşa "Boşver geçti" derken, "Olur böyle şeyler" demek isteriz. Muhtemelen sonrasında başlar önde yürünür. Abartılırsa, kolkola girilerek devam edilir. Bunun bir de omuza vurulanı vardır ki kısa boylu insanların seçimi sırttan yanadır. İkincisi tamamen dalga geçme manasında sırta yavaş yavaş "Hadi canım benim, hadi bakayım" şeklinde ağızdan çıkan cümlelerle adamı uyuz etme, küçümseme ifadesidir. İnsanı bazen üzüntüsü ele geçirir. Kendi içinde, ters dönmüş bir hamam böceği gibi debelenip durur. Üzüntülü kişide sırt yanındaki omurga, kamburlaşma eğilimi gösterir. Üzgün biri dalgın bakışlarını içine yöneltir, kalbine doğru. Sırt sıvazlayan kişi ise sırtı yukarıdan aşağıya doğru tarayarak düzleştirir. Omurga düzelsin ve üzgün kişi içeri değil tam karşıya baksın, üzüntüsüne değil, dünyaya, çevresine baksın diye. Bu kadar masum ve bu kadar basit bir eylemdir. Bunun sarılarak vedalaşma seramonisinde yapılması, yeni tanışmış ve "İleride samimi olabiliriz" göstergesi olarak algılanabilir. Samimi dostlarda sırta vurmak, biraz uyuz durumu yaratabiliyor...

SİGORTA ARABANIN ÖNDEN ARKADAN FOTOĞRAFINI İSTEYİNCE
Sigorta şirketi büyük annesinin araba sigortasına kendini ekletmek isteyen kızdan ön, yan ve arka fotoğrafını istedi. Evet aynen bunu istedi ama tabii ki aracın ön ve arka fotoğrafını istedi.
Bunu yanlış anlayan Stringfellow isimli kız ise kendi fotoğraflarını çektirdi.
Önce bunu neden istiyorlar acaba diye merak etse de fotoğrafı çekip paylaştı.
Sigorta şirketi arabanın fotoğrafları dediğinde ise kahkaha atmaktan kendini alıkoyamadı.
Kız da bunu Facebook hesabından anlatıp tüm dünyaya duyurdu.
ŞANSLI
Adamın biri fena halde sıkışmış, ter içinde tuvaletin kapısını çalıyor ve içerden derin ıkınma sesleri duyuyor sesleniyor:
"Hadi kardeşim, altıma kaçırıyorum!" İçerden kısık bir yanıt geliyor..
"Hnmmmgh ulannn şanslı şerefsiiiz"
SİGARA
Temel sinemanın birinde müdür olmuş. Bir seyirci gelmiş, - Sigara içebilir miyim?
- Hayır, demiş Temel.
- Ama herkes içiyor.
- Onlar sormadilerki.
ALKIŞLIYORUM
Bir alkış da MSN'den tanıştığı Polonyalı kızla İngilizce muhabbet ederken kendini kaptırıp "So how about about you?" diyen kardeşime gelsin.
"eee daha daha naber" demek istemiş kendileri.