Bırakın gitsin. Dönerse sizindir.
Ama dönmez abi. Söyleyim ben.
Ya da siz ondan hoşlanıyorsunuz ve bir ilişki başlasın diye ağzının içine bakıyorsunuz. Ağzına değilde hareketlerine baksan anlarsın senden hoşlanıyor mu hoşlanmıyor mu. Hadi yine iyisin ben sana yardım edeyim.
Gözlerini kaçırırlar, sağa sola hatta başka erkeğe bakıyorsa uzaklaşman gerekir. Yoksa "Katil olacam Allah Allah" diye içinden geçirirsin.
Hiç bi kız hoşlandığı adama prosedür gereği bile olsa abi demez. "Siz" falan der.
İlk fırsatta 'Sen'e dönmeye çalışır. Hele bir de abi derse vücudandaki bütün tüyler teker teker havalanır. Sonra "Sevdiğim kız bana abi deyince" şarkısını söylerken bulursun kendini. O zaman "Abi" diye hitap ediyorsa, direk bacıma bağlayın ve arkanıza bakmadan kaçın.
Konuşmaları kısa kesip, ortamdan hemen uzaklaşmaları olabilir. En sohbet edilecek konuya bile kısa bi yorum getirmesine dikkat etmeli...
Misal telefon çalıp "Ya beni Ayten çağırıyor çok önemli bir şey varmış gitmem lazım" diyorsa...
Annem önümüzdeki hafta ameliyat olacak veya babam çok hasta gibi yalanlar söyler.
Yapılan araştırmalar ve yaptığım araştırmalarla sabit.
Geğirmek, çirkinleşmek, üff beee diyip çok daha çirkin bir yüz ifadesine bürünmek.
Mesajlara geç cevap vermek, isteksizlik, baş ağrısı, tiksinti.
Telefonu istediğinde açmalar, sürekli türetilen bahaneler, geç yazmalar, pek ilgilenmemeler vesaire. "Dünya ahiret kankamsın yaaa", demeleri hiç mi kalbin yok dedirtir insana.
Bazen laf arasında bazen de "Fikrini merak ediyorum" diyerek hoşlandıkları çocuktan bahsetmeleri. Öyle biri yoksa da bol bol eski sevgililerini anlatmaları ve bu duruma sende dinleyeci olarak katılmanın dayanılmaz ağırlığını yaşarsın.
LA FONTAİNE
Yaz zamanı karınca gece gündüz ağır çalışırken ağustos böceği vur patlasın çal oynasın şarkı türkü söyleyip takılmış. Tabii kış gelmiş, karınca sıcacık evinde afiyet içinde yaşıyorken bir gün kapısı çalınmış. Bakmış ağustos böceği. Tamam, demiş. "Yaz boyunca saz çaldın şimdi aç kaldın ve benden yemek istemeye geldin değil mi?
Saz çalacağına biraz çalışmış olsaydın böyle aç kalmazdın." Ağustos böceği: "Yoo.
Yanlış anladın" demiş. Biz yaz boyunca saz çalınca, ayıptır söylemesi biraz para yaptık.
Hatta meşhur oldum, şimdi Avrupa turnesine çıkıyorum. Belki oralardan istediğin bir şey vardır, diye sormaya geldim" demiş.
Karınca bir bakmış ağustos böceğinin hiç de aç bir hali yok. Üzerinde bir kürk, arkada da kocaman bir limuzin, şoförü ile onu bekliyor. "Yok, bir şey istemiyorum" demiş. "Ama Fransa'ya uğrayacaksın değil mi?" "Evet" "İyi o zaman, demiş karınca, "Paris'te La Fontaine diye biri var, onun yüzüne bir tükür benim için, oldu mu?"
ALKIŞLIYORUM
Bütün pazar sabahını aynı koltukta, aynı gazeteyi okuyarak geçiren enişteme daha fazla tahammül edemeyen ablam soruyor; "Hayatım, sıkılmadın mı saatlerce aynı şeyi yapmaktan?" Eniştem parça tesirli melodramıyla hayatımıza hareket katıyor:
"Evet tatlım ya, öteki gazetemi versene."