Vücut bile geometri biçiminde ne yapalım. Üç gen oluyoruz bıraktık mı yuvarlak. yuvarlak derken kötü anlama getirmeyin.
Kilo alıp veriş hallerinde dörtgen hücreler formlarını korur iken üçgen hücreler deforme olurlar. Bu sebeple selülit kadınsı bünye problemidir.
Halk arasında biz buna portakal kabuğuna dönüşmüş bayan baldırı da diyoruz.
Gerçekten de benziyor.
Erkeklere uzak bir kavram olmasından ötürü "selölit" hatta ve hatta "selölöit" diye telaffuz edildiği duyulmuştur.
Her eczanenin önünden geçerken en az 3-4 baldır, bacak ve kalça fotoğrafları görmemizi sağlayan hastalık.
Selülitsiz üç bayanın görüntüsünden oluşan ile bir ara billboardları süsleyen devasa reklam erkeklerin en favorileri arasındaydı.
Yok etmesi zor, nüksetmesi kolay bir problem. Deli gibi hareket edersin, spor yaparsın, uzun bir uğraştan sonra geçer.
İki hafta hareket etmezsin bir de bakarsın bütün bacaklar selülit.
Selülitin çağımızda problem hâline getirilmiş olmasının sebebi ise heralde modern insanın hiç hareket etmemesi.
Eskiler çok çalışırmış orda burda. Selülit mi dayanır onlara.
Magazin programcılarının, akşam saatlerinde daha az göründüğünü ve ünlülerin de bu yüzden akşam 6'dan 7'den sonra denize girdiklerini iddia ettiği problem.
'Haydee gelsin dolmalar, mantılar, sarmalar, köfteler, makarnalar...' tarzı yemek alışkanlığınızı ve hareketsizliği bırakmadığınız sürece sağınızı solunuzu mıncıklayıp ayna karşısında surat ekşitmenize sebep olan merettir.
Hatta bir arkadaşım oğluyla denize gitmiş. Oğlu annesini mayo ile gördüğünde çok şaşırarak ve bağırarak;
"Anne kalçanda bir sürü gamze var" demesiyle yerin dibinde mağma tabakasına inmesi aynı anda olmuş.
Eh işte sizde yüzünüzde, belinizde gamze olunca seviniyorsunuz bırakın olaya sizde bu çocuk gibi bakın herkes kurtulsun.
YENİ GELDİM
Temel binanın altıncı katından düşmüştü.
Hemen etrafını bir kalabalık sardı. Yoldan geçen biri kalabalığı yardı ve yaralı Temel'e sordu: "Ne oldu?" Temel zorlukla cevap verdi: "Vallahi bilmiyorum, ben de şimdi geldim."
DEMİREL
Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel'in pratik zekasını eskiler bilir. Yeniler için ise bir örnek vereyim. Demirel'e bir gazeteci sorar: - Efendim siz bize işsizliği 3 ay içerisinde bitireceğinizi vurgulamış ve "Bunun altını çizin" demiştiniz, ben de çizmiştim.
Buyurun.
- Kağıdı vermene gerek yok.
O gün "Altını çizin" demiştim değil mi? Çıkar kalemini tekrar.
Al kağıdı eline, bul o satırları.
Buldun mu? Hah tamam; şimdi de üstünü çiz! .
AlkışlıYorum
Babannemle oturmuş konuşuyoruz;
"Sinemaya gidelim mi?" diyorum. "Ben gelmem, zaten halanla gittik hiç beğenmedim." diyor. "Hangi filmdi?" diyorum. Aynı cidddiyetle cevabımı alıyorum.
"Yüzüklerin Beyefendisi." Biz ailecek görüşüyoruz, hepsi çok beyefendi büyücüler.