Tabiki konumuz bu geyik kısmının daha ötesinde kadınların çorabının kaçması.
Kadınları baskı ve kontrol altına almak için icat edildiğine inandığım naylon çorabın en ufacık bir pürüze takıldığında yol yol kaçıp iğrenç bir görüntü oluşturmasıdır. zaten kaçsın diye o kadar ince ve dayanıksız malzemeden üretildiğini ve kadınların habire yenisini satın almak durumunda bırakıldığına inanıyorum.
Önemli bir iş yemeğine giden kadının çorabının kaçmasında deprem, sel gibi afetlerde verilebilicek tepkileri verebilir.
Bunun içinde kadınlar yanlarında renksiz oje bundururak bu durumu kurtarmasını bilir.
Daha çorap yeni giyilirken gerçekleşirse kadınları çıldırtabilen durumdur. Yedek varsa çorap değiştirilir, yedek yoksa ruh haline ve kaçığın boyutuna göre ya gidip yenisi alınır ya da boşver gitsin denilip kaçık çorapla sokağa çıkar. Farkedip, uyaran olursa da aa öyle mi denilip salağa yatar.
Ben tabiki bu konuda sadece gözlemlerden gidiyorum. Şahsi kanaatim daha doğrusu tavsiyem bu durumda stresi gidermek için harika fırsattır, kaçan noktaya atın parmağı, iyice delin, yarıverin baştan aşağı. Rahatladınız mı, sorun yok madem.
Hem zaten kaçsın diye üretilmiş bişey için dertlenmenin lüzumu yok.
Ha bizim erkeklerin yok mu tabiki var.
Öyle öyle sık sık çorap değistirmek delikanlıyı çizeceğinden erkek adam bir çorabı giyer, ertesi gün yine giyer, daha sonraki gün ve günler de giyer... Artık nefes alamaz hâle gelen çorap bir gün sabaha doğru tek başına ya da eşiyle birlikte alır başını, kaçar.
Başka bir yönüylede özellikle misafirliğe gidildi mi başımıza gelir. Özellikle biz bu duruma patates diyoruz. Baş parmak pırtlar şekilde dımdızlak ortada kalır.
Böyle durumlarda ev sahibinden terlik isteyerek durum telafi edilir. Yok o da yoksa tuvalete koşulup çoraplar çıkartılır çıplak ayakla kalarak bu işin üstesinden gelir.
Lolo
Sanık kesinlikle ceza yiyecekti.
Avukat "Ben seni kurtarırım." diyerek büyük bir ücret karşılığında davayı üstlendi.
Sonra sanığı karşısına aldı:
- Yargıç ne derse desin, ne sorarsa sorsun, "lo lo"dan başka bir söz söylemeyeceksin.
Duruşmada yargıç sordu:
- Adın ne?
- Lo lo.
- Söylesene be adam!
- Lo lo.
- Kaç yaşındasın?
- Lo lo.
- Yahu burası mahkeme.
Cevap ver!
- Lo lo.
Avukat yerinden kalktı:
- Görüyorsunuz sayın yargıç, müvekkilim zararsız bir delidir.
Ceza sorumluluğu yoktur.
Yargıç da sanığın ceza sorumluluğu olmadığı kararını verdi.
Duruşmanın ertesi günü avukat, sanıktan ücretini istedi.
Hapisten kurtulan adam ise mahkemedeki tavrını takındı.
- Lo lo.
- Dostum, mahkeme sona erdi, kendine gel. Şakayı da bırak.
- Lo lo.
Avukatın tepesi attı:
- Senden para istiyorum be adam! Bize de mi lo lo?
Kültür-fizik
Temel bel rahatsızlığı nedeniyle doktora gider.
Doktor, -"Kültür-fizik yapmanız gerekecek", der.
Bir ay sonra Temel tekrar geldiğinde, çalışmaların nasıl gittiğini açıklar: -"Her sapah iki saat roman okiyrum. Yalniz fiziği peceremiyrum, özel ders alacağum..."
Alkışlı Yorum
Kaldırımdan yürüyorum. Buraları da daracık yapmışlar diye tam söylenirken, bir de kocaman direk diktiklerini farkediyorum o küçücük yere. Bu sırada karşıdan at gibi köpeğiyle gelen minyon bir kız yaklaşıyor. Aynı anda o aradan hep beraber geçmemiz mümkün değil. Adımlarımı sıklaştırıyorum, derdim köpekle çok muhatap olmadan geçip gitmek. Derken kız, köpeğin tasmasından çekip "Bekleee!" diye bir bağırıyor... Köpek duruyor. Ben duruyorum. Karşı kaldırımdaki amca duruyor. Bizi bırak dünya duruyor. Lan o ses, o kızdan nası çıktı ya diye düşünürken şükrediyorum; Allah'tan otur falan demedi...