* Bir defa mağaza, hava alanı, otogar çalışanı falansanız arefe günü bayramdan çok kıyamettir sizin için.
* Ofis ise buz gibi ve yapmanız gereken işlerle doludur ve boğazınız düğümlenerek tıkırdatırsınız klavyenizi.
* Tatiller arefeyle başlasa da bu daha çok fragman gibidir, sizin için vizyon tarihi herkesin bayram namazına kalktığı saatlerde işe gittiğiniz andır.
* Bu gün her yer kapalıdır, herkes evindedir de bir siz açıksınızdır.
* İşe yetişirken anne babanın bayramını telefonla kutlamaktır mesela bayram sizin için.
* Ailenizle yaptığınız bayram kahvaltıları, köşedeki simitçinin tablasına sıkışıp susamlı bir sıfıra dönüşmüştür.
* Patronun bayramınızı kutlaması derdinize dikilen tüy olmuştur.
* Dışarıda insanlar baklava, kavurma ve sarmaya boğulmuşken sizin için menü değişmez.
* Akşam haberleri sizi bu defa gerçekten ilgilendirmeyecektir çünkü bayram perhizlerinden ve kaçan kurbanlık dışında pek mesele olmuyor bayramlarda. Bayram sonunu bekleyin, trafik haberleri falan derken keyfiniz biraz yerine gelir.
* Takım ruhu, iş prensipleri, kurum motivasyonu bu gibi günlerde tek diş çeker. Kapsama alanı dışında kaldınız kalacaksınız.
* Gündüz çalıştığınız için, akşam da ziyaretlere gitmek zorunda kalıp çift vardiya yapmak zorunda kalabilirsiniz.
* Bu hadise yurtdışında çalıştığınız için başınıza gelmişse memleket hasreti, nostalji kuşağı olup tütecek burnunuzda.
* Nüfus sayımı olduğu için eve tıkıldığınız ya da aşı olduğunuz için okulun öğleden sonrasının tatil olduğu günlere kadar götürebilecek, ince hüzün bir histir bu.
* Metrobüs de 18:00'da bile oturabilecek ve belki uslu bir çocuk olursanız çift mesai ücreti bile alabilirsiniz.
BARDAĞA TAKMA İSİM YAZDIRIRKEN DİKKAT
Hikaye1: Kahve bardaklarına takma isim yazdırmak bir kahve firmasının geleneklerinden biridir. Ancak aynı zamanda dikkat gerektiren de bir iş. Nedenine gelince...
Bir kere arkadaşla bu kahveciye gittim.
İsim soruldu, arkadaş Murtaza dedi. Bardağın üstüne Murtaza yazıldı ve çıkışta güldük.
Sonra bu benim çok hoşuma gitti. Kızların tercih ettiği fırlama erkek var ya, adını Murtaza diyen arkadaştı benim için.
Ben de fırlama olmalıydım, ben de böyle fırlamalıklar yapmalıydım. Kahveciye gittim tekrar adımı sordu, utanarak sıkılarak mıy mıy bir sesle Murtaza dedim. Çıkar kimliğini dese bittim ama. Kahve dükkanında rezil olmayı kaldıramazdım, naif bir insanım ben.
19 tl Murtaza bey dedi eleman. Cebimde 20 tl var. Kredi kartımı tam çıkartıyordum ki kartın üstünde gerçek ismimin yazdığı geldi aklıma. Neyse ya ben nakit vereyim dedim, 20 tl uzattım, 1 tl para üstünü aldım ve ebesinin nikahındaki evime yürüyerek gittim.
Fırlamalık benim neyime lan?
Hikaye2: Sabah erken bir saat olduğu için bizden başka kimse yoktu. Siparişimi verdim: "iki latte, bi kek, bi çiizkeyk.." adımı sordu. ukala biri olduğum için "bi kişi var zaten" dedim. Neyin peşindesin kardeşim? Siparişimi alıp masaya oturunca kasadaki çocuğun bana verdiği ayarı görünce oturduğum yerden kalkamadım. Kahvenin üstündeki isim "1 kişi var zaten"di.
Kaynak: eksiseyler.com
AlkışlıYorum
Babaannemle her kavga ettiğinde tabak çanak ne bulursa kıran bir dedem ve dedemin bu huyunu bilip en sevdiği tabakları saklayan bir babaannem var. Babaannemin kendisinden tabak sakladığını fark ederek kendini aldatılmış hisseden, tabakları bulup babaannemi istediklerini yapmazsa tabakları bir daha göremeyeceğini söyleyerek tehdit eden dedem var. Bu tehtide aldırış etmeyerek en sevdiği tabaklarına veda etmek zorunda kalıp aylarca dedeme küsmüş bir babaannem var. Karısının aylarca küsmesinden sıkılıp eve çeşit çeşit tabak alan bir dedem var. Velhasıl kelam dedemi görünce gözleri parlayan, avuçları para hırsıyla kaşınan 76 yaşında bir de züccaciyecimiz var.