CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Adı konmamış ilişkinin verdiği rahatsızlık

Eklenme Tarihi 06 Ekim 2026

BAZI ilişkiler vardır; "Günaydın" mesajı gelir, gece "İyi uykular" dilenir, kıskançlık yapılır, hesap sorulur ama "Biz neyiz?" dediğin anda sistem çöker. Beş dakika önce "Üstüne bir şey al, üşütürsün" diyen insan, birden "Ben şu sıralar ilişkiye hazır değilim" der. Üşütmene hazır değil ama üzülmene gayet hazırdır. Adı konmamış ilişkide insanın görevi çok, yetkisi yoktur. Dinlersin, destek olursun, kötü gününde yanında bulunursun; sevgililik departmanının bütün işlerini yaparsın ama kadroya alınmazsın. Duygusal stajyersindir. Üstelik stajın ne zaman biteceği de belli değildir. "Bakalım zaman ne gösterecek?" denir. Zaman altı ay göstermiştir, sen hâlâ insan kaynaklarından haber bekliyorsundur.

En yorucu kısmı, neye hakkın olduğunu bilememektir. Aramak istiyorsun ama "Çok mu üstüne düşüyorum?" diye düşünüyorsun. Özledim diyeceksin, fazla ciddi bulunmaktan korkuyorsun. Başkasıyla görüşse kızabilir misin, onu da bilmiyorsun. Ortada ilişki yok ama ilişkinin bütün kaygıları mevcut. Henüz ev yapılmamış, emlak vergisi gelmiş. Bir de bu belirsizliğin romantik bir şeymiş gibi sunulması vardır: "Her şeye isim koymak zorunda mıyız?" Her şeye değil elbette. Ama üç aydır hayatımın ortasında duran şeye bir isim koyabiliriz. Ben marketten aldığım kavanozun içinde ne olduğunu bilmek istiyorum, senin kalbinde hangi sıfatla bulunduğumu merak etmem mi fazla? Telefon da bu süreçte iletişim aracından fal makinesine dönüşür. "Dün üç kalp atmıştı, bugün sadece gülen yüz gönderdi. Acaba uzaklaşıyor mu?" İnsan mesaj okumaz, olay yeri incelemesi yapar. Çevrim içi oluş saatleri, noktalama işaretleri, cevabın kaç dakika sonra geldiği… "Tamam" yazınca ayrı, "Tamamm" yazınca ayrı anlam çıkarır. Bir harfin daha varsa umut da vardır. Bazen sorduğun soruya "Güzel gideni neden bozuyorsun?" cevabı gelir.

Çünkü güzel giden şeyin içinde sen rahatça otururken ben ayakta bekliyorum. Sen "Akışına bırakalım" diyorsun ama akıntıya kapılan benim. Arada bir ilgi gösterilince kıyıya çıktığımı sanıyorum, sonra yine açık deniz. İnsanın istediği her zaman büyük sözler, yüzükler, ortak banka hesabı değildir. Bazen yalnızca "Seni tanımak istiyorum, bunun nereye gideceğini birlikte görelim" gibi açık bir cümledir. Belirsiz bir gelecek anlaşılabilir; fakat bugünün bile sürekli muğlak bırakılması yorucudur. İnsan sevildiğini hissetmek kadar, yaşadığı şeyi kendi kendine uydurmadığını da bilmek ister. Çünkü adı konmamış ilişki bir süre sonra insanı karşısındakinden çok kendi aklıyla tartıştırır: "Acaba fazla mı şey istiyorum?" Hayır. Birinin hayatında nerede durduğunu sormak, tapu talep etmek değildir. Kapıda mı bekliyorsun, içeri mi davetlisin; bunu öğrenmek istiyorsun. Ve kimse aylarca kapıda bekleyip bir de içeriden gelen "Niye bu kadar huzursuzsun?" sorusuna cevap vermek zorunda değil.

BUNU BİLİYOR MUYDUN?


İnsan beyni, saniyede yaklaşık 1 katrilyon işlem yapabilir. Bu, dünyanın en hızlı süper bilgisayarlarından bile 20 kat daha hızlıdır. Ancak beyin, bu gücü bilinçli olarak kullanmaz. (Beyin, süper bilgisayardan hızlı!)

TESPİTLİ YORUM


Adamın arama ekibine katılıp kendisini arayalı 5 yıl oldu! Bursa'da Beyhan Mutlu, kendisi için başlatılan arama çalışmalarını başka biri için sanıp ekibe katıldı. Aranan kişinin kendisi olduğunu, ekipler adını seslenince anladı.

Gülü Yorum


@uykuluyumm Otobüsteyken bir amcanın cebimden telefonumu alıp bir-iki dakika sonra istesem çalardım. Dikkat et deyip geri vermesini atlatamıyorum...