CANLI YAYIN

Dünya küçülürken biz büyüyoruz

Eklenme Tarihi 02 Nisan 2011

Büyüme rakamları nasıl okunmalı?
Türkiye'nin OECD arasında en yüksek büyümeyi gerçekleştiren ülke olması bir yana, birkaç önemli noktanın altını çizmek gerekiyor.
Birinci olarak özel sektörün yatırımlardaki payının yükselmesi, toparlanma işaretlerini güçlendiriyor.
İkinci olarak, tüm sektörlerde büyümenin olması, sektörel bir büyümenin ivme kazandırdığı büyüme olmadığını gösteriyor. Elbette inşaatın lokomotif olma pozisyonunu ihmal etmemek gerekiyor. Üçüncü olarak, enflasyon tek hanelere düşerken, kişi başına milli gelirin 10 bin doların üzerine çıkması reel geliri artırıyor. Son olarak ihracatın katkısını unutmamak gerekiyor.


Merkez Bankası haklı çıktı mı?
Son çeyrekte büyüme oranının yüzde 9.2'ye kadar yükselmesi, iç talepteki canlılığın çok güçlü olduğunu gösteriyor. Büyümede, tüketici talebinin güçlü konumu, kredi genişlemesi üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Merkez'in 2010 yılının son çeyreğinden itibaren parasal sıkılaştırma uygulamaya başlamasında aldığı bu güçlü sinyallerin etkisi olduğunu gösteriyor.
2011'in ilk 3 ayına ilişkin veriler de, büyümede tüketici talebinin önemli rolünün olacağını gösteriyor.


2011 yılında riskler nelerdir?
Merkez Bankası'nın son dönem aldığı tedbirlere eleştiriler geliyor. Gelmeye devam edecektir.
Burada büyüme hedefi ile finansal istikrar hedefine sıkışmış bir Merkez Bankası yerine, para politikası duruşunu belli eden bir Merkez Bankası'nın varlığı büyük önem taşıyor.
Bundan sonrası için, yüksek büyüme beklentilerinin yerine, istikrarlı bir büyüme sürecinin başlıyor olması önem taşıyor. 2011 için büyüme oranının yüzde 4.5-5 olması bekleniyor.
Sektörel açıdan inşaat ve imalat sanayi, büyümede ana lokomotif sektörler olacaktır.
Kredi faizlerindeki artışlara rağmen, inşaat sektöründeki etkinin kısa vadede çok güçlü olmayacağını gösteriyor.