Magazin dünyasında yıllardır kimin hangi arabaya bindiğini, hangi çantayı taktığını, nerede tatil yaptığını, kaç milyonluk villa aldığını konuşuruz. Meğer asıl lüks otomobilde, teknede, villada değilmiş; eski kiracı olmakmış!
Son günlerde ünlülerin ev sahipleriyle yaşadığı kira kavgalarını okuyunca insanın aklına ister istemez şu geliyor: Biz yıllarca yanlış magazin yapmışız. "Ünlü isim 30 milyonluk otomobil aldı" yerine, "Ünlü isim 2019'dan beri aynı evde kiracı" diye haber yapmalıymışız!
Çünkü İstanbul'da bazı semtlerde eski kiracı olmak bugün neredeyse yatırım aracı gibi…
Son örnek Oğuzhan Koç. Levent'te 2019'dan beri oturduğu ev için aylık 85 bin lira ödüyordu. Ev sahibi 350 bin lira isteyince iş mahkemeye taşındı. Mahkeme bilirkişi değerlendirmesinin ardından kirayı 324 bin lira olarak belirledi. Koç ise karara itiraz ederek dosyayı üst mahkemeye taşıdı.
Elbette meseleye sadece "Ev sahibi haklı, kiracı haksız" diye bakmak kolaycılık olur. Son yıllarda öyle kira artışları gördük ki, kiracının kapısını her çalan ev sahibini de mağdur ilan etmek mümkün değil. Bir evin kirasını bir gecede birkaç kat artırmak istemek de hayatın olağan akışına sığmıyor.
Ama madalyonun bir de öbür yüzü var.
Bugün bazı eski kiralarla aynı apartmandaki yeni kiralar arasında uçurum oluştu. İşte kavga tam burada başlıyor. Kiracı "Ben kanunun bana verdiği hakkı kullanıyorum" diyor, ev sahibi ise "Benim malımın gerçek değeri bu değil" diye isyan ediyor.
İşin magazin tarafındaki tuhaflık ise başka…
Sosyal medyada beş yıldızlı oteller, pahalı restoranlar, Business Class uçuşlar, tekneler, marka çantalar havada uçuşurken; konu kiraya gelince bir anda hepimizin içinden son derece tasarruflu bir vatandaş çıkıyor!
İşte insanların gözüne batan da bu.
Çünkü şöhret yalnızca kırmızı halıda yürümek değildir. Toplum sizi ister istemez vitrinde görür. Bir gecede yüz binlerce liralık masa hesabının konuşulduğu bir hayatın içinden, birkaç sokak ötede emsalinin çok altında kalan kira için yıllarca süren mahkeme kavgası çıkınca görüntü biraz garipleşiyor.
Üstelik bu mesele artık birkaç ünlünün magazin hikâyesi olmaktan çıktı. Oğuzhan Koç'tan Dilara Koçak'a, Feraye Tanyolaç'tan Defne Samyeli'ye kadar farklı isimlerin kira ve tahliye anlaşmazlıklarının yeniden gündeme gelmesi aslında Türkiye'nin büyük ev sahibi-kiracı kavgasının şöhretli yüzünü gösteriyor.
Bence mesele "ünlüler evlere çöküyor" cümlesinden daha büyük.
Asıl mesele şu: Türkiye'de kiracı da ev sahibi de kendisini mağdur hissediyor. Biri "Sokağa mı çıkayım?" diyor, diğeri "Kendi evimin kirasını neden piyasanın çok altında alıyorum?" diye soruyor.
Ve sonuçta anahtar kapıyı değil, adliyenin yolunu açıyor.
Belki de artık magazin muhabirlerinin ünlülere klasik "Yeni projeniz var mı?" sorusu yerine şunu sormasının zamanı geldi:
"Kira kontratınız kaç yıllık?"
İnanın, cevabı yeni albümden daha çok ses getirir!