CANLI YAYIN
Sinan Özedincik
SİNAN ÖZEDİNCİK

Bunun adı dijital adalet olamaz

Eklenme Tarihi 14 Ağustos 2026

Gazetecilikte yıllardır değişmeyen bir gerçek vardır; Haber emek ister. Muhabir sokağa çıkar, telefon açar, kaynağına ulaşır, araştırır, doğrulatır, bazen günlerce bir bilginin peşinden koşar. Köşe yazarı yılların birikimini, deneyimini ortaya koyar. Gazeteler ve televizyonlar yüzlerce insan çalıştırır, büyük maliyetlere katlanır. Sonunda ortaya bir haber çıkar.

Fakat dijital dünyada bugün garip bir düzenle karşı karşıyayız. Haberi üretmek yetmiyor, iyi gazetecilik yapmak yetmiyor, yılların güvenilir yayın kuruluşu olmak bile yetmiyor. Çünkü sizin haberinizin kaç kişiye ulaşacağına artık büyük ölçüde birkaç küresel teknoloji şirketinin kurduğu sistem karar veriyor.

Benim itirazım işte buna. Bir gazeteci özel haber yapıyor. Dakikalar sonra onlarca internet sitesi haberi alıyor, başlığını değiştiriyor, birkaç cümlesiyle oynuyor ve kendi haberiymiş gibi yayınlıyor. Ardından Google'a giriyorsunuz; asıl haberi yapan kuruluş gerilerde, kopyalayan site yukarıda!
Böyle bir düzeni kabul etmek mümkün mü?

Daha vahimi, son dönemde Google'ın yaptığı değişikliklerin ardından Türkiye'deki bazı köklü medya kuruluşlarının özellikle "Keşfet" bölümündeki görünürlüğünün ciddi biçimde azalması tartışılıyor. Buna karşılık haber üretmek yerine başkasının emeği üzerinden yayın yapan kimi sitelerin daha fazla öne çıktığı görülüyor.

O zaman sormak gerekiyor: Bu teraziyi kim tutuyor? Google'ın kimi öne çıkarıp kimi geriye ittiği yalnızca ticari bir mesele değildir. Aynı zamanda insanların hangi haberi göreceğini, hangi tartışmadan haberdar olacağını ve gündemi hangi pencereden takip edeceğini de etkileyen bir mecra.
İşte tehlike burada başlıyor.

Türkiye'nin toplumsal değerlerine mesafeli yayınların sürekli önümüze çıkarıldığı, milli meselelerde Türkiye'nin tezlerine karşı duran görüşlerin daha görünür hale geldiği yönünde ciddi bir rahatsızlık varsa bunun üzerine gidilmelidir. Aynı şekilde iktidara yakın, muhalif ya da herhangi başka bir çizgideki medya kuruluşuna sırf yayın politikası nedeniyle haksızlık yapılıyorsa buna da karşı çıkılmalıdır.

Çünkü mesele kimin görüşünü sevdiğimiz değil, oyunun kurallarının adil olup olmadığıdır. Google bir medya kuruluşu olmadığını söyleyebilir. Ancak milyonlarca insanın önüne hangi haberin çıkacağı konusunda etkiliyseniz artık "Ben sadece teknoloji şirketiyim" diyerek kenara çekilemezsiniz.
Üstelik işin bir de ekonomik tarafı var. Türkiye'deki gazeteciler içerik üretecek, muhabirler maaş alacak, yayın kuruluşları yatırım yapacak; ardından bu içerikler kopyalanacak ve başka platformlar üzerinden para kazanılacak. Emeği veren başka, kazancı sağlayan başka olacak!

Bunun adı dijital adalet olamaz. Bu nedenle Dijital Telif Yasası artık yalnızca medya sektörünün talebi olarak görülmemeli. Türkiye'nin kendi haber üretimini, gazetecilik kurumlarını ve fikri emeğini koruma meselesi olarak ele alınmalıdır. Haberi üretenin hakkı teslim edilmeli, kopyacılık ödüllendirilmemeli, küresel teknoloji şirketleri hangi ölçülere göre yayınları öne çıkarıp geriye ittiğini daha açık biçimde ortaya koymalıdır.
Bugün Google'ın "Keşfet" ekranında yaşanan tartışmayı küçük bir trafik meselesi olarak görürsek yarın çok daha büyük bir sorunla karşılaşabiliriz.
Çünkü geleceğin en büyük gücü yalnızca bilgiye sahip olmak değildir.

Hangi bilginin insanlara ulaşacağına karar vermektir. Ve ben Türkiye'de milyonlarca insanın ne okuyacağına, hangi haberi göreceğine ve hangi görüşle daha fazla karşılaşacağına hiçbir küresel şirketin tek başına karar verecek kadar güç sahibi olmasını doğru bulmuyorum. Bugün gazeteciliğin emeğini savunmazsak yarın savunacak gazetecilik bulamayabiliriz. Asıl mesele budur.