Bir zamanlar dolandırıcı kapınızı çalar, kendisini polis, savcı ya da bankacı olarak tanıtırdı. Sonra telefonlara taşındılar. Şimdi ise iş öyle bir noktaya geldi ki, vatandaşın en güvendiği kapılardan birinin önünde bekliyorlar: Google'da!
SABAH Gazetesi'nde Metin Can imzası ile yer alan haber gerçekten ürkütücü. Dolandırıcılar artık sosyal medyada rastladığımız acemi tuzakların çok ötesine geçmiş durumda. Google'ın reklam alanlarını kullanıyor, ünlü isimlerin fotoğraflarıyla sahte haberler hazırlıyor, güvenilir haber sitelerini taklit ediyorlar. Vatandaş Google'da karşısına çıkan reklamı görünce doğal olarak, "Buraya kadar geldiyse herhalde kontrol edilmiştir" diye düşünüyor.
İşte en büyük tehlike de burada başlıyor.
Çünkü dolandırıcı artık size gelmiyor. Siz, Google'a güvenerek kendi elinizle dolandırıcının kapısını çalıyorsunuz!
Bir ekonomi yöneticisinin, sanatçının ya da tanınmış bir iş insanının fotoğrafını kullanıyorlar. Altına "şu yatırımla servet kazandı", "yeni sistem açıklandı" gibi merak uyandıran başlıklar koyuyorlar. Tıklayınca karşınıza gerçek bir gazetenin internet sitesiymiş gibi hazırlanmış sayfa çıkıyor. Logo benziyor, yazı biçimi benziyor, haber dili bile taklit ediliyor. Ardından telefon numaranız, e-posta adresiniz, bazen de paranız isteniyor.
Peki burada vatandaşın hiç mi hakkı yok?
Google dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri. Reklamdan milyarlarca dolar kazanıyor. O halde kendi reklam alanında kimin dolaştığını denetlemek de öncelikle onun sorumluluğu olmalı. Bir gazete, televizyon ya da internet sitesi yayımladığı reklam nedeniyle sorgulanabiliyorsa, milyarlarca insanın önüne reklam çıkaran teknoloji devleri neden aynı sorumluluğu taşımıyor?
"Biz sadece aracıyız" dönemi artık kapanmalı.
Üstelik mesele yalnızca para da değil. Burada güven çalınıyor. Bir dolandırıcı gerçek bir gazetenin görüntüsünü taklit ettiğinde o gazetenin itibarı da zarar görüyor. Bir bilim insanının, ekonomistin ya da sanatçının fotoğrafını kullandığında onun adına da leke sürüyor. Vatandaş ise sonunda kime inanacağını şaşırıyor.
İnternet hayatımızı kolaylaştırdı ama dolandırıcıya da dünyanın en büyük vitrinini verdi.
Bu yüzden teknoloji devlerine açıkça şunu söylemenin zamanı geldi:
Dükkan seninse, vitrin seninse, reklam parasını sen alıyorsan, kapının önündeki sahtekardan da haberin olacak!
Yoksa yarın Google'da gördüğümüz her reklamın karşısında önce "Acaba dolandırıcı mı?" diye düşünmeye başlayacağız.
İşte o gün kaybedilen sadece para değil, internetin kendisine duyulan güven olacak.