CANLI YAYIN
Ersin Ramoğlu
ERSİN RAMOĞLU

Gizli görüşmeler için mi ofis kiralandı

Eklenme Tarihi 02 Ekim 2026

Adana Belediyesi'nde kiralama işi bitmiyor.

Araç kirala…

Arazöz kirala…

Hayvan toplama aracı kirala…

Traktör kirala…

Servis minibüsü kirala…

Şimdi de karşımıza eşyalı ofis kiralama işi çıktı!

İnsan ister istemez soruyor:

Bu ofis niye kiralandı?

Üstelik mobilyalı…

Adresi ve nerede bulunduğu da sır.

Kirası da 300 bin lira…

Böyle bir ofise ihtiyaç var mıydı?

Ve kim kullanıyor?

Ofis nerede?

Hangi gerekçeyle kiralandı?

Buraya iki yıldır kira ödeniyor.

Kiralanan kişinin adı Anıl Efe Günyar…

Ofisin gerçek sahibi bu mu?

Bu ofis Zeydan Karalar için mi tutuldu?

Özel görüşmeler burada mı yapılıyor?

Yoksa dinlenmek için mi tutuldu burası?

Adana Belediyesinde her şeyi gördük…

İlaç satın almadaki yöneticileri aşk kaçamaklarını bile.

Sayıştay'a bu kiralamanın gerekçesi ve kullanım amacı ne olarak gösterildi.

Ofisin bulunduğu yer neden saklanıyor?

Kim ve hangi amaçla kullanıyor?

Bilesiniz kamu malı, kimsenin özel konfor alanı değildir.

**

BENİM HAMİDOM

Bazı babalar ömrün hikâyesine bedel.

Hamit İzol'a baktığımda aklıma ömürlük sahneler gelir.

İzol Aşireti'nin reisidir.

Ben ona Hamit demem Hamidom derim.

Çünkü Hamidom benim için, sıradan bir laf değil.

Cesurdur.

Merttir.

Delikanlıdır.

Sözüne sadıktır.

Dostluğun kıymetini bilir.

İnsanı yarı yolda bırakmaz.

İnsanın arkasında durmak, gerektiğinde bedel ödemektir.

Hamido bunu çok iyi bilir.

Bu yüzden "Hamit" yetmez.

Benim dilimde onun adı Hamido'dur.

Bu kelimenin içinde sevgi, dostluk, biraz da Karadeniz delikanlılığı vardır.

Ve itiraf edeyim…

Hamidom'u anlatırken aslında sadece bir aşiret reisini, yazarı, turizmciyi ya da Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı'nı anlatmıyorum.

Bir adamı anlatıyorum.

Duruşuyla adam gibi adam olan birini.

Oğlu Mehmet Serkan İzol da babasının kopyasıdır.

Geçmişle gelecek yan yanadır yani.

Hamidom'un her adımında bir ömür, Mehmet Serkan'ın adımlarında ise ömrün devamı vardır.

**

Dostluğumuz eskilere dayanır.

Tanıdıkça, onun tek bir sıfata sığmadığını gördüm.

Romancı…

İş insanı…

Turizmci…

Mersin sevdalısı…

Sorumluluk üstlenmiş bir memleket adamı…

Ama Hamidom'un başka bir dünyası daha var.

Kitapları…

Sevgili Yelda Cumalioğlu'nun Destek Yayınları'ndan çıkan beş romanı var.

Hepsi müthiş bir hikayeyi anlatan…

Ağa'nın Akmayan Gözyaşları… Aşiret… Barış Sonrası Büyük Türkiye… Kürt'ün Türk Aşkı… Roza…

Beş ayrı hikâye…

Beş ayrı dünya…

Ve Roza sadece kitap olarak kalmadı.

Beyazperdeye de taşındı.

Bir romancının kelimelerle kurduğu dünya, sonra ışıkların altında yeniden hayat buldu.

Ne güzel şeydir bu…

İnsanın önce hayal etmesi, sonra o hayalin başkalarının gözleri önünde canlandırması.

**

Hamit İzol'un hayatı yalnızca edebiyatla da sınırlı değil.

Mersin sevdası onu iş dünyasına, turizme, spora taşıdı.

Bir dönem Mersin İdman Yurdu Başkanlığı yaptı.

Bazı insanlar için şehir, sadece üzerinde yaşanan toprak değil.

Şehrin acısı acısıdır.

Sevinci sevincidir.

Takımı kazanırsa yüzü güler.

Kaybederse içi burkulur.

Mersin de Hamidom'un böyle bir tarafı da oldu.

Fakat şimdi hikâyenin başka bir sahnesindeyiz.

Oğlu Mehmet Serkan…

Bir baba…

Bir oğul…

Ve aralarında yılların görünmeyen köprüsü…

Mehmet Serkan İzol, Mersin Girişimci İşadamları Derneği'nin başkanlığını üstlendi.

Babasının yürüdüğü yollarda kendi adımları var.

Oğul babasının yanında yürüyor.

İnsan yaşlandıkça bazı şeyleri daha iyi anlıyor.

Babanın sana bıraktığı en büyük mirasın para, makam, şirket veya soyadı olmadığını…

Bir duruş olduğunu.

İnsanlara nasıl bakacağını…

Zor zamanda nasıl ayakta duracağını…

Memleketini nasıl seveceğini…

Ve en önemlisi, insan kalmayı…

Bunlar mirastır.

Hamit İzol'dan Mehmet Serkan'a geçen…

Bir soyadından daha fazlası…

Bir hayat tecrübesi.

Bir dostluk kültürü.

Bir memleket sevgisi.

Bir yürüyüş…

**