Böyle bir muhteşem maç bile kaosa dönüşüyorsa artık düşünmek değil karar almanın zamanıdır.
Beşiktaş, seyircisiyle beraber Olimpiyat Stadı'nı bayram yerine çevirmişti. Stat tıklım tıklımdı ve gerçekten de ilk 45 dakika içerisinde Siyah-Beyazlı takım çok akıllı bir oyun ve mücadele sergiledi.
İLK YARIDA HER ŞEY GÜZEL
Sahanın her yerinde koşan, pres yapan bir ekip ruhu vardı. Orta sahada ise Veli ve Atiba'nın inanılmaz koşusu, Fernandes'in de akıllı top kullanması ve Almeida'nın da muhteşem bir kafası ilk yarının sonucunu belirlemişti. Ama maçın 2. yarısında tablo tamamen değişti. Yorulan, fizik olarak oyundan düşen bir Beşiktaş vardı.
Galatasaray daha derbi toplu ve bilhassa Drogba'nın fırsatçılığı Galatasaray'ı galibiyete taşıdı.
Beşiktaş'ın yediği 2 gole bakıldığında Veli ve Serdar'ın inanılmaz bireysel hataları takımın mağlubiyetini hazırladı. Maçı bir kenara bırakıyorum. Ama bu maçı bu hale sokan önce Fırat Aydınus, sonra Muslera ve tribünleri ayağa kaldıran Melo. Eğer bir futbol maçında seyirciyi tahrik edersen bu olaylar da yaşanıyor.
Yazık oldu yazık.
Türk futbolu bir yara daha aldı. Eğer TFF Melo ve Muslera'ya ceza vermezse Fırat Aydınus'a da dinlenme vermezse, o zaman Beşiktaş'a da ceza vermesinler.
ALMEIDA'SIZ OLMUYOR
Beşiktaş Almeida ile çok güzel bir gol yakaladı. Tribünlere coşku getirdi.
Gerçekten de sevgiyi aşıladı. Almeida ligde ilk defa kafayla gol attı. Buraya kadar her şey güzeldi.
Ama Almeida'nın sakatlanıp oyundan çıkması Beşiktaş takımının gol gücünü de bitirdi. Demekki ki Almeiada olmasınca Beşiktaş sıkıntı yaşıyor.
DERBİDEN YANSIMALAR
Fırat Aydınus gerçekten çok kötü bir maç yönetti. Sanki bu maça hazır değil gibiydi. Sınıfta kaldı.
Bu Melo gibi oyuncular Türk futbolunda olduğu müddetçe tribündeki olaylar da bitmez.
Bilic keşke ikinci yarıda değişiklikleri daha yerinde yapabilseydi.
Geç kaldı ve hiç de iyi olmadı..