Böylece hem zenginleşecek hem de daha az kayıp verecek.
Bunun doğruluğunu veya yanlışlığını tartışabilirsiniz. Amerika'nın bu halinin kendisine de zarar vereceği ve makul olmadığını iddia edebilirsiniz. Bence de doğrudur. Amerika bu haliyle kendisine de zarar veriyor. Fakat makul olmaması, yapılmayacağı anlamına gelmez. Aksine bu irrasyonel tutum, öylesine yaygın ki, Amerika'nın dünya siyasetinde sorumlu bir rol oynamasına yönelik görüş sahipleri azınlıkta kalıyor.
Biz genelde bu konuyu Amerikan başkanları üzerinden konuşuyoruz ama mesele sadece onlarla sınırlı değil. Ne sadece Obama ne de sadece Trump bu söylemi üretiyor. Ne sadece onlar bu tür bir siyaseti tercih ediyor. Amerika'nın bu şımarık hali, tüm toplumda yaygın olarak gözlemlenebilir. Bazen Washington'daki bir bürokratta bazen Amerikalı bir askerde aynı algıya sık sık rastlarsınız.
Amerikan medyasından toplumuna yayılan bir okuma biçimi halinde Amerikalılar dünyanın bütün yükünü kendilerinin çektiğini düşünüyor. Yine söylüyorum. Bu okuma hatalı olabilir.
Ama Amerika'da bu yanlış algı oldukça yaygın. Dünya siyasetinin tepesinde bulunmaktan ne kadar kar ettiklerini görmezden gelip, hep kendilerinin ödediği bedele odaklanıyor. 2003 Irak Savaşı ve doksanlı yıllardaki sınır ötesi operasyonları düşünerek Amerika'nın dünya jandarması gibi hareket etmesinin doğru olmayacağı inancı üretiliyor. Bu inanç Amerikan tarihinde ilk defa ortaya çıkmıyor.
Sahip olduğu coğrafi konum nedeniyle Amerika zaman zaman izolasyoncu eğilimler göstermiştir. Birinci Dünya Savaşı'na kadar Theodore Roosevelt dönemini saymazsanız, neredeyse Amerikan kıtası dışında hiçbir konuyla ilgilenmemiştir. Birinci Dünya Savaşı'nda Woodrow Wilson'la şöyle bir giriş yapmış sonra geri çıkmıştır.
İkinci Dünya Savaşı'nda tekrar girmek zorunda kalmış. Bu kez maliyetin çok yüksek olduğunu gördüğü için Soğuk Savaş boyunca bir daha boşluk bırakmamaya özen göstermiştir.
Bunu da öylesine abartmıştır ki, Sovyetler'i sadece Avrupa'da ve Uzak Asya'da sınırlandırma stratejinin çok ötesine geçerek, her yerde Sovyetler'in karşına dikilmiştir. Soğuk Savaş'ın bittiği günden bu yana da sınırsız özgürlüğünün tadını çıkaran Amerika, her yere istediği gibi müdahil olmuş sonra bu müdahalecilikten de sıkılarak şimdi bundan da şikayet eder hale gelmiştir. Hem dünyanın dört bir yanına tek taraflı müdahale etmiş, hem de sonra bu tek taraflılıktan kendisi şikâyet eder hale gelmiştir.
Trump NATO ile ilgili bu duyguları dile getiriyor. Esasen kendisi böyle düşündüğü için bunu önermiyor.
Amerikan toplumu böyle düşündüğü için Trump bu inançların üzerine biniyor. Amerikan toplumu genel olarak bu şımarıklığı paylaştığından Trump da sadece bunu dile getiriyor ve belki de politikasını da buna göre belirleyecek. NATO sayesinde tüm Avrupa'yı kontrol ettiğini ve hatta dünya siyasetine ayar verdiğini unutup neden NATO'ya diğerleri destek vermiyor diye mızmızlanıyor.
Halbuki mesele basit. Parayı veren düdüğü çalar. Amerika hem "siz de para verin" hem "düdüğü ben çalayım" istiyor. İşte bu Amerikan şımarıklığıdır. Bakalım yeni döneme bu şımarıklığın sonucu ne olacak? Trump bugün ulusal güvenlik strateji belgesini ilan ediyor. Onun üzerinden bu konuyu tekrar ele almak mümkündür.