Fakat ülkenin güvenliğini doğrudan etkileyen ve ortak bir dil yaratılmasını gerekli kılan konularda konuşurken dikkat etmek gerekir.
Muhalefetin de iktidar gibi kendine göre sorumlulukları var. İktidar adayı olan bir partinin ülkenin ulusal çıkarlarına zarar verici bir muhalefet çizgisi tutturması bu kurumsal ve tarihi sorumluluğa aykırı olur. Ayrıca zaten terör gibi bir konuda milli hassasiyetleri zedeleyen ve onları tartışmaya açan bir tutum takınmak oy kaygısı taşıyan siyaset için de faydalı bir tavır olmaz.
Fakat CHP'nin bu anlamda başarılı bir sınav verdiğini söylemek mümkün değil. CHP'nin söylemi davanın içini boşaltmaya yönelik bir hal almaya başladı.
Bu tür geniş çaplı uygulamlarda pek tabii ki mağduriyetler doğuyor olabilir.
Bu hususta hükümeti kılı kırk yarması gerektiği yönünde uyarabilirsiniz. Fakat aynı muhalefet bu terör örgütüne dair operasyonların daha hızlı ve daha etkin yapılmasını istemekle de sorumludur.
Ama biz maalesef CHP'nin böyle bir tavır takındığını görmüyoruz. Daha ziyade hükümeti zor duruma sokmaya yönelik açıklamalar dikkat çekiyor. Ve özellikle CHP'ye bu tür uyarılar yapıldığında, dönüp dönüp "AK Parti vaktinde FETÖ ile birlikte yol yürüdü" gibi iddialar üretmesi ne kamuoyu önünde etkili bir siyaset üretiyor ne de CHP'ye bir faydası oluyor. Aksine CHP'nin bu konuda kötü niyetli değilse bile en azından umursamaz bir tavra sahip olduğu izlenimi yaratıyor.
Daha da acısı maalesef ve gittikçe sıklaşan bir şekilde CHP 15 Temmuz gecesini "kontrollü bir darbe" olarak tanımlamaya başladı. İşte burası çok tehlikeli. Hem ülkenin muhalefet partisine yaraşır bir tavır değil hem de siyaseten kullanışlı değil. Birgün tarih kitapları ülkenin en kritik süreçlerinde CHP'nin milli bir siyaset izlemek yerine kendi siyasi çıkarlarına odaklı bir dil kullandığını yazmamalı.
Ne için? AK Parti veya Tayyip Erdoğan'a muhalef için. Fakat bu muhalefet gerçekte CHP'ye kazandırmaz.
O gece tüm Türkiye diken üstünde bir olaya şahit oldu. Ülkenin geleceğini karartabilecek ve ülkeyi bir iç savaşa sürükleyebilecek bir olayla karşı karşıya kaldı. Hepimizin gözü önünde oldu.
İnsanlar bu uğurda canlarını ve mallarını feda ettiler. Şimdi muhalefet liderleri çıkıp bu kontrollü bir darbedir dediğinde gerçekten tepki topluyor.
Ülkenin geleceğine kurşun sıkmış bir örgütün lideri Amerika'da. Elit kadroları yurtdışında. Avrupa ülkeleri tarafından korunuyorlar. Ve bu örgüt ülkenin geleceğine saldırmaya devam edecek. Bu bir hükümet değil devlet meselesi. Sorumluluk sahibi bir CHP gidip Türkiye'nin iddialarını Avrupa'da ve Amerika'da sesledirse ve bu konuda AK Parti'den daha önde olsa fena mı olur?
Hem ülke için hem de CHP'nin kendi siyasi geleceği için buna ihtiyaç yok mu?
Elbette var. Eğer CHP gidip bu örgüte karşı Türkiye'nin tek yürek olduğunu gösterse bununla mücadele daha kolay hale gelmez mi?
Yok eğer CHP dışarıdaki Erdoğan karşıtlığına umut bağlamışsa ve dış güçler "Erdoğan'ı iktidardan edecek" iddiasına CHP de inanıyorsa büyük hata eder. FETÖ de aynı hatayaı yaptı diğer başka birey ve gruplar da yıllardır aynı hatayı yapıyor. Siyaseten birçok fırsatçı "yabancılar Erdoğan'ı devirecek sonra bize gün doğacak" diye bekliyor. Ama beklentileri bir türlü gerçekleşmiyor. Artık hepsi doğru düzgün siyaset yapmayı öğrenseler kendileri için iyi olur. Bu siyasetin yolu ülkenin geleceğine sahip çıkabilme görüntüsünü üretmekten geçiyor. Erdoğan bu görüntüyü üretebilen tek lider olduğu için kazanmaya devam ediyor. Eğer kamuoyu nezdinde güvenilmez bir aktör haline düşerseniz siyaseten şansınız olmaz. Pusu da bekleyen tüm muhaliflerin bilgisine arz olunur. Siyaset yapmazsanız ve siyasetinizi Erdoğan'ı birileri düşürecek inancına bağlarsanız siyaseten yok olursunuz.