Bugünkü
Takvim
HAKKI YALÇIN HAKKI YALÇIN
  •  
  • SMS
    Yazarın KODU boşluk bırakıp, MESAJINIZI yazıp, 4122'ye gönderin.
    Örnek: HAKKI YALÇIN'a mesaj göndermek istiyorsanız.
    HY boşluk bırakıp, mesajınızı yazıp 4122'ye gönderin.
    Tüm operatörlerden servis 1.60 TL olarak ücretlendirilir.
    Servis sorgulamalı bir servis olup iptali yapılamaz.
    Müşteri Hizmetleri: 0216 531 73 73
  • 05 Ocak 2019, Cumartesi

Tiyatro!

ÇOCUKLUĞUMUZDA gazetelerin bırakın sayfalarını küçük ilanlarını bile okurduk.
Gazetelerde tiyatro ilanları olurdu.
Engin Cezzar-Gülriz Sururi.
Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan.
Yıldız Kenter-Müşfik Kenter Ve daha niceleri.
Sanatın adıydı onlar, hepsini tanırdık bilirdik.
Mahalle aralarında bile tiyatrolar olurdu, kısa pantolonlu çocuklar olarak içeri girmesek de afişlerini ve sahnelerden kesitleri yansıtan fotoğrafları beynimize kazırdık.
İnsanın insana saygı gösterdiği, sürahilerde bile dantel zarafetinin eksik olmadığı yıllar.
Ganimetin değil sofraların bölüşüldüğü güzelim yıllar.
*****
Tiyatrolarda bir nefeslik ara verilirdi, zırt pırt reklam arası değil.
Tiyatroda sanattı özne olan para değil.
O zamanlar yere düşen bir gazete sayfası bile satır satır okunurdu.
O zamanlar soysuz yarışmalar yapılmaz, aşklara fiyat biçilmezdi.
Magazin kümeslerinde tilkiler çakallar beslenmez, para için ruhunu satanlara sanatçı denmezdi!
*****
Şiddet, siyaset ve taciz meseleleriyle haşır neşir olan sosyal medyada milyonlarca insan Gülriz Sururi'nin adını öldükten sonra duydu.
Birçok gazete Gülriz Sururi'nin adını bile yazmadan tarihe geçti.
Sanat; televizyon dizilerindeki zibidilerin akşam sefalarını haber yapmak sayıldı.
Sanat; sinemada ana avrat söven soytarıların hasılat rekorlarıyla övünmek oldu.
Tiyatronun inkar edildiği yerlerde olanlar oldu!
*****
Çünkü tiyatro ışıktır, tiyatro sanatın anasıdır.
Tiyatro seke seke okuluna giden çocuktur.
Tiyatro eleştiridir aynaya bakmaktır.
Gerektiğinde bir dipnottur kimseyi kayırmazken.
Gerektiğinde zılgıt çeker haklıyı haksızdan ayırırken!
*****
Bir yerde okumuştum, "limonu sarartan suya olan aşkıdır!" Bizleri sarartıp solduran da televizyonlara olan aşkımız.
O yüzden hızlı bir çürümenin içinde şu sıralar müsait değiliz.
Televizyon dizilerinden, yarışmalardaki jüri üyesi soytarılardan başımızı kaldırıp da!
Tiyatroya gitmeye!

​YAŞASIN BAKKALLAR!
Marketlerde poşetler tartışılıyor.
Poşetlere verilen para; geri dönüşüm için kullanılacakmış.
Bizlerin bakkallara geri dönüşümünü de biz haber verelim.
Çünkü naylon poşetlerden daha zehirli olan, onların sattıkları sağlıksız ürünler.
O sağlıksız ürünler vitrinleri süslüyor, çocuklarımızın boğazına giriyor.
Patatesi bile kaşar peyniri diye bizlere kakalayan marketler kendi markalarını yaratırken, "kanser girmeyecek ev kalmayacak" sloganının arkasını sağlamlaştırıyorlar.
Mesele poşet değil, mesele bizlere poşet kadar değer vermeyen market meselesi O yüzden yaşasın bakkallar!


Mutluluk Takvimi
Uykudaki bebeği kokla.
Birini gözünden yaş gelene kadar güldür.
Fanatik olma.

Nasıl alışırım
Bilmem ki nasıl
Ben doğdum doğalı
Aşkta kayıbım
Yakışmaz diye
Yakışmaz asıl
Ağlamak ayıpsa
Bu da benim ayıbım

Aşka düşen ağlar
Elinde değil
Vefasız bir aşkın
Ahiretinde
Doğarken öğrendim
Ben ağlamayı
Hepimiz insanız
Nihayetinde

Hakkı YALÇIN
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya