1970'li yıllar...
Hayatın en güzel öğretmeni sokaklar.
Belediye başkanları, çocukla hayat arasına girememiş daha.
Şehirleri talan etmemiş yandaşlarına!
Güneş yanığıydı ahşap evler.
Erkek doğan erkek ölürdü, mahallenin kanunuydu.
Sadri Alışık uçurum çiçeği.
Pusula tutardı, genç kızlar kötü yola düşmesin diye.
Şimdi televizyon kahramanları puştluğun departman şefleri.
Alçaklık altın çağını yaşıyor sayelerinde.
Hayatın ipek yoluydu radyolar, üzerinde işlemeli beyaz dantel.
'Arkası yarın'larda haysiyetli sesler duyulurdu, sabah ezanları kadar temiz.
Tek kanallı televizyon sistemimiz bile, nasıl onurlu ve nasıl öğreticiymiş meğer.
Şimdi ekranlarda istemediğiniz kadar kirli dizi.
İstemediğiniz kadar soysuzluk.
Sabahları işe giderken besmele çekerdi babalar.
Her biri ömrün çilesini çekerdi de, yine de hak yedikleri görülmüş değildi.
Okul önlerinde uyuşturucu tezgahları kurulacak da, genç kızlar leblebi gibi satılacak ve insanlar suskun kalacak ha!
Görülmüş şey değildi.
Eskiden yağ kuyrukları vardı.
Şimdi yağcı kuyrukları var.
İşadamları yağları saklardı da, kuyrukların sebebi oydu.
Şimdi yağcılar, kuyruklarını bacaklarının arasında saklarken, utanmadan demokrasi ve özgürlük nutukları atıyorlar.
1970'li yılların insanları, işçiyi, memuru düşündüğü için duvarlarda afiş oldu, "aranıyor" ilanlarıyla.
2000'li yılların düzen yağcıları, kendilerinden başkalarını düşünmediği için paraya boğuldu.
İnsanlık öldü deniyor ya şimdilerde.
İnsanlığı onlar öldürdü!
Zehirli kuyruklarıyla!