GEÇENLERDE "kötülük yapmak için yetenekler aranıyor" diye bir duvar ilanı gördüm.
İlanın altına telefon numarasını koyacak kadar cesaret bulmuştu kansızın biri.
Bir de dip not vardı; "pençelerinizi yanınızda getirin!" Kötülüğün getirisine tav olanlar için yeteri kadar av mevcut çünkü.
Maziyi hatırlatma tabletleri üretmek için kafa yoran bir eczacı tanıyorum, "1970'li yıllar" diyor da başka bir şey demiyor.
Ben yiğit insanların bol olduğu o zamanları yaşadım.
Bir tiyatro bileti için saatlerce kuyrukta bekleyen kültürü de gördüm haysiyetin değerini de.
O yüzden bizler eskiciyiz, onursuzluğun böylesine yok sayılmadığı yılları özleriz.
Şimdi para için insanlığın tanımını değiştirenlere ağzımıza ne gelirse onu söyleriz.
Hala faytonlarımız eski güzellikleri çeker, içinde pırıl pırıl çocuklar var.
Şimdi önümüzden lüks cipler geçer ama direksiyonda o otomobili helal kazançla almış kaç insan var acaba?
Bir ülkenin sanatı toplumsal duruşu ve sosyal terbiyeyi öğretirdi.
Televizyon dizileri bilinçaltına şiddeti ve ahlaksızlığı pompaladı.
Cahilin vicdansızın eline silah verdi, karanlıktan ve cehaletten beslenmek televizyonların yasası oldu.
Ahlaksızlar jüri üyesi oldu, kendilerinden daha ahlaksızlara ödüller dağıttılar.
İğnesi kırık gramofon plakların şöhretleriyle şimdiki zamanın şöhretleri arasındaki farkı anlamak için küçük bir karakter tahlili yeter.
Paranın ucunu gösterin yeter!
"Parayı domuzun boynuna takmışlar da 'domuz ağa' diye çağırmışlar" sözü boşuna söylenmemiştir.
Müzik endüstrisinin kanını emen yarasaların üzerini arasalar zerre kadar insanlık bulamazlar.
O yüzden onlar gözden düşerken ayakta kalmak için birbirlerinin bile kanını emer.
Sanatın hadım edildiği bir ülkede güzel insanların zibidi şarkıcılar ve pespaye dizi yıldızları kadar değeri yoktur.
Toplumun şekil alması için yoğrulan çamurların, çocukların hamuruna neler karıştırdığını ve yüreklerde nasıl yaralar açtığını düşünen de yoktur!
Unutulmasın ki hastalıklı insanların çekim alanına giren toplumlar çocuklarını kurban vermeye mahkumdur.
Sizler manzaraya ne kadar uzaktan bakarsanız, çocuklarınıza o kadar yakından saldırırlar!
Mutluluk Takvimi
Her şartta özgürlüğü savun.
Televizyon dizilerini reddet.
Kaliteyi fiyatta arama.
Maskeni çıkarma.
Sigara içme.
Gözlerin bu sevdanın
En kalleş haliydi
Vedasız gideceğin
Her halinden belliydi
Hani ölüm ayırırdı
İkimizi bu sevdadan
Beni inkar edemezsin
Bıraktığım anılardan
Düşündükçe
Çılgına dönüyorum
Sana yabancı bir elin
Dokunuşunu
Hiç bekleme beni
Teslim olmuyorum
Kendime ayırdım
O son kurşunu
Hakkı YALÇIN
Herkes korkularına saklanmış da saklambaç oynuyor sanki!
Eskidendi!
Zamanında kapı kapı dolaşarak zengin olup şimdilerde emekli hayatı yaşayan eski satıcıya sordular.
"Meslekteki sırrın neydi?" Emekli satıcı gülümsedi, "çaldığım her kapıda karşıma ne kadar yaşlı insan çıkarsa çıksın, 'anneniz nerede?' diye sorardım." "Peki, aynı mesleği şimdi yapsan başarılı olur musun?" Derin bir ah çekti emekli satıcı ve noktayı koydu.
"Şimdi kapılar komşuluğa bile kapandı, ben talihli bir adamdım!