Bununla da kalmamış, ipucu rehberi uzatmış kadınlara. "Erkek buldunuz mu kaçırmayın!"
Yılların tecrübesi bir kadın bunları söylüyorsa, ya bilgi sahibidir.
Ya da araştırma yapmış demektir.
En azından, yüzde 60'ın üzerinde.
Kaçırılmayacak erkekliğe bahşedilen özellik, erkeğin kalbinin kasıklarında atması.
Yürek meselesi, dürüstlük, insani duygular, kültür...
Bunların pek anlamı yok.
Kaçırılmayacak erkek çakal olabilir, pezevenk olabilir, cellat ruhlu olabilir. "Gay olmasın yeter!"
Toplumun önünde olması gereken sanatçılık bizde böyle.
Bizim ülkemizde sanatı temsil edenler, ya Başbakan'ın karşısına geçip, film çevirmek için para ister.
Ya askerden kaçar, sistemin ağalarını besler.
Ya toplumu kışkırtır.
Ya da Nükhet Duru gibi, piyasa kadınlarına rehber dağıtır.
Oysa ağır abilerle, "ağır anıları" vardır Nükhet Duru'nun.
Keşke onları anlatsa da, "Bizim kaybettiklerimizi sizler kaybetmeyin" diyerek, genç kızlara başucu kitabı niyetine öneriler verse. Şöhret meraklılarına, "Hayat bizi bir yerlere çıkarıp, sonra kaldırıp atıyor" dese.. "Bizler de, ayakta kalmak için, böyle garip açıklamalar yapıyoruz" diye, özeleştiri yapsa.
Bir ihtimaldir ki...
Bunlar kötü huylu bir yalnızlığın açıklamalarıdır. Çünkü eskimiş şöhretlerin kaçınılmaz kaderidir.
Onlar, ya ölmüş aşıkları için konuşurlar, cevap hakkına tahammülleri yoktur.
Ya da medyanın ilgisini çekecek bir şey bulmak için, günlerce kafa yorarlar.
Bunun adı şöhret hastalığıdır.
En azından yüzde 60'ında mevcuttur.