ORTADA futbol yoktu, topun oyunda kalma süresi "feci halde" düşüktü ama maçtan sonra iki takımın teknik direktörleri 3 puanı alma duygusundan bahsederken şaşırdım.
Çünkü beraberliğe protokol yaptıkları apaçık ortadaydı.
Fenerbahçe 75 dakika rakip alanda gezindi ama Valencia'dan başka strateji geliştiremediği için baskılı resmin içinde kayboldu.
Beşiktaş son 15 dakikaya kadar rakibini seyretti ama son dakikalarda maçı koparabilirdi.
Yani gecenin özeti; futbolun kaliteli kısımlarında iki takım da yoktu.
***
Weghorst'un iki kafa vuruşuyla bir avuç kredi kazanan Valerien İsmael'in, maçtan sonra yaptığı açıklamaya baktım. "Gelecek konusunda endişem yok!" İstanbul'daki 3 maçta 7 puan kaybeden bir takımın patronu aslında korkularını dile getirdi.
Direkten dönen topla teselli bulmanın modası geçti.
Maçta dikkatimi çeken en önemli isim Beşiktaşlı Tayyip Talha'ydı.
Yerli gençlere yedek kulübelerini dolduran yabancılardan daha çok değer verdiğimiz zaman futbolumuz hayat bulacak.
***
Ligde gerçekler şekilleniyor.
Galatasaray futbolun vücut bulduğu takım olarak dikkat çekti.
Adana gibi bir deplasmanda kaçan pozisyonları akıl almadı ama Galatasaray liderliği "gelecek programına" aldı.
Galatasaray'ın oyun kudreti girdiği pozisyonlarda da belli verdiği mücadelede de.
Aynı şekilde Başakşehir'de omurgası arkadaşlık ve futbol olan bir yolculukta, sessiz sakin ama kendilerinden emin yürüyüşüne bakıyorum.
Okan Buruk ve Emre Belözoğlu başarı için aranan koşullara sahip olmakla, iyi takım yaratmak konusunda birbirleriyle yarış ederken, futbola kattıkları kalite için de alkışı hak ediyorlar.