Hafta sonunda tribünlerdeki sessizliği yadırgadık ama elimizden ne gelir.
Sessizliğin sesi olmak için ılıman cümleler gerekir.
Virüsü biz çağırmadık kendi geldi.
O yüzden böyle zamanlarda insanlığı özne yapalım şampiyonluğu değil.
Alt tarafı futboldur; üst tarafı insanlık.
Ve bu ülkede şampiyon olmak çocuk oyuncağıdır.
***
Şartlar ne olursa değişmeyen mutasyona bile uğramayan virüsler var.
Haksızlık bandosu ne çalarsa çalsın bazı hakemler kendileri çalıp kendileri oynuyor.
Saha içi cinayetlerden tahliye olunca nasılsa her biri ekranlarda yorumcu olur!
Her mesleğin tercümesi; insan olanda biraz utanma olur!
***
Bu kargaşa arasında Fenerbahçe gerçeğini es geçmeyelim.9 kişilik rakip karşısında bile pozisyon üretemeyenlerde ışık aramak nafile.
Onca eleştiriden sonra futbolcuların utanıp takımı ateşlemesi gerekir düşüncesi hayal bile olamaz.
Fenerbahçe birbirlerine yenilmeyi öğreten futbolcular takımı olmuş.
Ruhlarını maçtan önce yenilgiye teslim etmiş çürük adamlar saha drtasında poz veriyorlar.
Bu takımın tarihinde yok;
7 maçta 19 kayıp puan.
Ya da gururla toplasınlar;
7 maçta kazanılan 2 puan.
Hiç bu kadar sahipsiz kalmamıştı Fenerbahçe; hiç bu kadar çaresiz!
Neydi o günler!
Yaralı askeri sırtında taşıyan diğer yaralı asker ruhunu taşıyanların Fenerbahçe formasını giydiği günler.
O güzelim formayı böyle adamların bedenine layık görenler gurur duysun eseriyle!
***
Toplum bilincinin sekteye uğradığı futbol dünyamız varken koronavirüs negatif düşünceleri körüklerken gelecek haftayı düşünmek istemiyorum!
Zarafet ve asalet futbolun huzurundan çoktan ayrıldı çünkü!.