Artık başkaları için yaşamıyor insanlar.
Ve yaşatmıyorlar da...
Adamın biri, 16 yaşındaki sevgilisinin boğazını kesip, toprağa gömmüş. İtirafına bakın. "Saçlarından tutup, boğazını kestim. Henüz ölmemişti.
Gömdüğümüzde hala yaşıyordu."
Bu ülkede böyle adamlar yaşıyor.
Hem de el üstünde.
Bir başkası, sevgilisini öldüresiye dövüyor ve ertesi günü kız ölüyor.
Sanki gazetelere haber olsun diye ölüyor.
Öldürenlerin nasılsa haklı nedenleri mevcut.
Kan kırmızı, ölüm beyaz.
Romantik katillerimiz de var.
Adamın biri öldürdüğü karısının cesedini 3 gün saklayıp, çiçeklerle donatıyor.
Böyle adamların cezalarını hafifletmek için, yasalarla donatılmış demokrasimiz var.
Böyle bir demokrasi için, katiller 3 gün halay çekiyor.
Yaşamakla alışverişi olmayanlar için, öldürmek kadar kolay bir şey yoktur.
Ve Türkiye'de silahlanan delikanlı toplum için, her tartıştığı insanın bir kurşunluk ömrü vardır. Üstelik sırtından!
Silahı olmayınca kendilerini çırılçıplak hissedenlerimiz de var!
Geçmişteki hapis cezaları yüzünden silah ruhsatı alamayan milletvekilleri ve belediye başkanları, yasal değişiklik için çalışıyor. "Hani bize silah?"
Silahı ne yapacaklar?
Havaya mı sıkacaklar?
Kendilerini mi koruyacaklar? İnsanların silahlarla korunduğu bir ülkede, yasalar ne olacak peki?
Onların silah ruhsatı alabilmeleri için komisyon kuranlar, halkın güvenliği için hangi köşede duracaklar?
Ölümlerden ölüm beğendiğimiz bir ülkede, sıramızı bekliyoruz.
Meseleyi hafife almayın.
Burası Türkiye! Çıkmaz sanılan sokakların kapıları bile ölüme açılıyor.