Toprak kokuyordu sayfalar.
"Ben bir ölüyüm" diye başladı bir mektup, şaşırdım.
"Suyun kanla takas edildiği günlerin kurbanıyım" satırlarını okuyunca, içim sızladı birden.
"Gözlerimize toz kaçırıp, güneşimizi vurdular. Hala karanlıktayım" diye devam ediyordu satırlar.
O yüzden dört gözle bekliyormuş, ülkemizdeki barış ve huzuru.
"Sevgiden, kardeşlikten sakın ola sapmayın" diye yazıyordu.
Yaşamın güzelliğine hasret kaldığı her satırından belliydi.
"Çocuklara sevgi adına niye bir şey bırakmadınız? Bizim sizlere bıraktığımız yeşilliklere, güzelliklere ve manevi değerlere neden sahip çıkmadınız?" yazan satırlarını utanarak okudum.
Her canlının, diğer canlı için bir şeyler yapması gerektiği nasıl da ortadaydı.
Güldüm.
Yeraltı mahkemesinden, yeryüzüne bir uyarı mektubuydu her biri.
"Lütfen çocuklarım, torunlarım ve tüm insanlar için bir şeyler yapın. Kaç zamandır kemiklerim sızlıyor" diye bitiyordu bir başka mektup.
Okuduğum her mektupta biri usulca omzuma dokundu sanki.
Her biri maziden kalan hüzün gülü.
Bu ülkenin ölüleri dirileri düşünüyordu hala.
Canlılar yaşayan ölü.
Yapsaydınız!
Televizyon dizilerinde palazlanan bir kadın oyuncu, gösteriş olsun diye, el sanatları sergisini geziyor ve sergilenen eşyalar üzerine yanındaki arkadaşına ahkam kesiyordu.
"Bunlar aslında çok basit, kesinlikle ben de yapabilirdim" dedikten sonra birden sustu.
Çünkü serginin üzerinde asılı duran levhada şunlar yazıyordu.
"Bunları sizler de yapabilirdiniz, doğru.
Ama neden yapmadınız?"
Mutluluk Takvimi
*Ağaç gölgesinde şekerleme yap.
* Eski resimlere bak.
* İtfaiye çalışanlarını ziyaret et.
* Pozitif düşün.
Mecburduk vedalara
Galiba uzun bir kış
Bekliyor ikimizi
Vuslat başka bahara
Yarım bıraktık bu deli
Hikayemizi
Sen artık yasaklım
Kalanımda saklım
Bu özel sevgi için
Sana minnettarım
Bir sevda ancak
Senin kalbinde
Böyle görkemli dururdu
Hoşça kal ahir sevdam
Sana aşık olmak
Benim için bir gururdu
Hakkı YALÇIN