Bu galibiyete rağmen sırlarını saklayamadı. Futbol olarak kendini aklayamadı Dün gece, tekrar etmekten usanmadığı yanlışları, inatla sergileyen Fenerbahçe vardı yine.
Görünürde galibiyete bilenmiş ama öznesi futbol olmayan.
Orta alanda rakibine sonsuz özgürlük veren.
Bu takıma mucize gerekiyordu ve o mucize de son dakikada Baroni'nin müthiş füzesiyle geldi. Maçın başında yenilen şok gol.
Fenerbahçeli futbolcuların ilk yarıda, 15 pas yaptığı ama karşılığında pozisyona bile giremediği anlar da var.
Rakip kale önünde telaşe ustalığı yaptığı anlar da.
Fenerbahçe'nin üstün oyununa karşılık, Mersin'in sessizce süzülmeleri Fenerbahçe kadar tehlikeli.
İkinci yarı Fenerbahçe'nin boyalarının aktığı yarı.
Baroni'nin golü, bir çok şeyin üzerini örtebilir ama gerçekler fena halde sırıtıyor. Kuyt'un misafirken oynadığı futbolla, ev sahibi olduktan sonra oynadığı futbol arasında, tersine işleyen bir zaman var.
Şaşırtıcı bir düşüş.
Stoch koşuyor, koşuyor ama rakip kale önünde pozisyonları boşuyor.
Mehmet Topuz, ne yaparsa yapsın, kaliteli futbolcu resmi çizemiyor. Gökhan Gönül, eski dirençli halini terk etti, bir türlü dönüş yapamıyor.
Meireles, ilk maçında ortamı koklamakla meşguldu sanki. Futbolun değerini yükseltmenin bir anlamı olmayan ülkede.
Sadece sonuçlar yeterlidir.
Fenerbahçe takımı kendilerinden hoşnut olabilir ama. Bilinmelidir ki, sağlam bir rakiple karşılaşmadılar bile. O yüzden Marsilya maçı önemli bir sınav...