Garip bir geceydi. Fenerbahçe'nin geceye hükmetme arzusuna tam puan. Ama özellikle ilk yarıda futbol oynama gerçeği askıdaydı. Kadlec'ten ön libero yaratmanın nasıl bir yanlışın ürünü olduğu ortadayken. Orta alan ve hücum arasındaki köprüde hatlar koptu. Fernandao üzerine kurulan sistem de Kayseri'nin ekmeğine yağ sürerken. Gecenin üç puanla kapatılmasının, önce rakibin kendisini imha etmesiyle ilişkisi vardı. Sonra da Van Persie'yle.
***
İlk yarıda Fernandao'ya yönelik uzun toplarla havadan saldırı biçimi. İkinci yarıda Van Persie'yle incelik kokan bindirmeler. Fernandao'nun hücumda yaptığı ağırlığa karşılık, Van Persie'nin topsuz oyunda yarattığı boşlukların nasıl değerli olduğu da bir kez daha ortaya çıktı. O yüzden dün geceki galibiyetin reçetesine "Van Persie" yazılmalı. Van Persie gibileri sonucu etkileme gücü kadar, görselliğin futbol için bir gereksinim olduğunu da gösteriyor.
***
Nani'deki iştahı sevdim. Josef'teki negatifliği "arada bir olur" diye geçiştirdim. Kjaer'in diriliğine alkış tuttum. Ama Mehmet Topal'ın yokluğunun bu takım için ne kadar hayati olduğuna dikkat çektim. Köprünün iki ayağı olmak kadar, dönen topları saldırı hamlesine dönüştüren ustalığın da yeri dolmaz.
***
Hakeme baktım da. Kapasitesiz hakemler serisine bir halka daha taktım. Fırat Aydınus özellikle ilk yarıda oyunu soğutmakta ustaydı, maçı yönetmekte değil.
***
Sonuç olarak.Fenerbahçe iderlik makamına kavuşurken kararlı yürüyüşünü sürdürüyor.