KAÇ zaman sonra Galatasaray'ı sahada böylesine ezen bir Fenerbahçe'yi ilk kez gördüm.
Üstelik haksız bir kırmızı kartla 80 dakika 10 kişi oynadı.
Kazanmaya can atan yürekler olağanüstü mücadele ruhunu maçın başından sonuna kadar gösterdiler. O yüzden bu derbi Fenerbahçe teknolojisi ile Galatasaray psikolojisi arasında cereyan eden tek sonuçlu bir zafere dönüştü.
***
Fenerbahçe'nin şampiyonluk umutlarına da görkemli bir dönüştür bu. Ama matematikle yüzleşmek için, Saracoğlu'nda yok yere kaybedilen puanların sezon sonunda kaç puan ettiğinin hesabı da var! Alanya, Samsun ve Trabzon maçları mesela. Ayrıca böyle bir futbol Saracoğlu'nda Galatasaray'a karşı oynansaydı "bizi şampiyon yapmayacaklar" söyleminin masaldan ibaret olduğu da ortaya çıkardı.
***
Hala şampiyonluğun en büyük favorisi konumundaki Galatasaray'a gelince, söylenecek sözümüz belli; "korkaklar kazanamaz!" Bırakın gol atmayı pozisyona girmeyi bile düşünemeyecek kadar aciz bir futbol oynayan bir liderin kendi evinde ölü bulunması ruhen ve sistematik olarak ağır bir yenilgidir.
Pençe atmayı beceremeyen Aslan'a gürlemeyi öğretin bari! Ama "esneyen Aslan manzarası" maç boyu sadece seyredildi.
***
Fenerbahçe'nin savunma kurgusuna karşı hiçbir şey üretemeyenler, sahada hayalet gibi gezinenler ve taraftarlığı köşe vuruşu kullanan Fenerbahçeli futbolcuların üzerine pet şişe yağdırmak zannedenler de bu yenilginin hissedarlarıdır. Taraftar kendi takımını desteklemek için vardır, daha maç başlamadan sahaya piyon olarak sürülen Mert Hakan Yandaş gibi tahrik uzmanının oyununa gelmek değil.
***
Maçtan sonraki çirkinlikler futboldaki kalitesizliğin ve vahşet özleminin dışa vurumudur.
Çocuklarımızın nasıl bir tehlike altında olduğunun da göstergesidir.
Bu gururu da kimler üstlenirse göğüslerine rozet yapsın. Bir kez daha gördük ki cenaze arabasıyla düğün alayının buluştuğu yeşil bir saha, çocukların ekmeğine kan doğrayan mezbahadır futbol.