Volkan Demirel'in Gençlerbirliği karşısındaki duruşu cevap hakkıydı. Kendisini yok sayanlara, haksızlığa arka çıkanlara.
Kendisine ve ailesine küfür edildiği için stadı terk eden futbolcusuna el vermeyenler utansın diye.
Çünkü küfür de bir terördür ve karşı durulması zorunludur!
O yüzden, ben Volkan Demirel'in itiraz hakkını kullandığında gemileri yakmasını.
Oyun bitti dediklerinde son hamleyi yapmasını sevdim.
Çok karılmış iskambil destesinden talihle çekilmiş "as" da değil.
Transfer harcamalarıyla teknik direktörüne bırakılmış miras da.
Gerçek bir emeğin ürünü.
Abdullah Avcı, maç sonlarında futbolun gerçeklerini konuşan tek adam. Hala parmak kaldırmadan söz almayan efendiliğiyle, hayalleri değil gerçekleri kullanıyor sahada.
O yüzden ben Abdullah Avcı'nın liderliğin resimlerini bütün duvarlara asmasını. Gökyüzüne ayak basmasını sevdim.
Bu takımın karşısında büyüklerin bile "yenilmedik" diye zafer çığlıkları attığını görünce, büyüklüğün lafta değil sahada olduğu gerçeğini de görüyorum.
O yüzden ben Mustafa Reşit Akçay'ın futbolcularını kaliteye çağırmasını. Bir takımı yeniden doğurmasını sevdim.
Bu ülkede adı stada verilecek en özel isimlerden biridir Şenol Güneş.
Her görev aldığı takımda özellik yaratan, hala Türk futbol tarihinde en başarılı apoletin tek sahibi olan birine bir stat az bile.
O yüzden ben Şenol Güneş'in çocukların karşısında eğilirken, haksızlığın karşısında dimdik duruşunu sevdim.
Dostları için güneşi ikiye bölmesini.
Eski güzellikleri eskitmeyen yeniliklerini. Ben Şenol Güneş'in dünyadaki bütün insanlar için el açtığı dileklerini sevdim.