Hayat adına kurduğu masalımsı düşleriyle kendi gerçekleri arasında bir ömrü tüketirken, popüler olmayı değil, klasik olmayı seçti.
Denizleri sevdi şarkıları kadar.
Gömeç'te pozitif bir gökyüzü bulmuştu da, gökyüzünde farklı şeyler görürdü zaten. "Başkaları için yıldızların asıldığı bir yer ama benim için konuştuklarımızı, düşündüklerimizi toplayan kubbe!" "Naklen mi yaşıyorsun banttan mı?" diye sormuştum da. "Banttan" demişti. "Filmi başa sarıp izlemek güzel oluyor."
***
Kapanmış kapıları açan anahtar sözcüklerin buluştuğu şarkıların adamıydı. Kızı Aslı Gönül, eşi İpek'le Ayvalık Gömeç'te Gönül Köşkü'nü kurdu.
Eşi İpek, genç yaşına rağmen olgunluğu, olağanüstü fedakarlığı ve anneliğiyle bu evliliğe mührünü basarken, Kayahan'ın son nefesine kadar yanından ayrılmadı.
Sevgi adamıydı Kayahan. Bunu şarkılarında olduğu kadar, evinin her köşesinde hissettirirdi.
Gönül Köşkü'nün odalarından birinde bir köpek balığı kafası vardı. Altında esprili bir yazı. "Yolu sevgiden geçen herkesle bir yerde buluşuruz. Ham!"
Sabahları çorba içmeyi severdi, ezogelin çorbası tercihi.
Kokuya karşı ilginç bir duyarlılığı vardı. Bir keresinde Gömeç'te bir inşaattan gelen koku dikkatini çekmişti de.
Sarhoş bir Alman turisti yanmaktan kurtarmıştı.
***
Rüyaları gerçek olurdu da, bazen ürkütücü gelirdi ona.
Eski yapımcısı rahmetli Yaşar Kekeva'nın öldürüleceğini 10 saat önce rüyasında görmüştü de, aradığında vurulmuştu.
Kendi hastalığı da rüyasına girmişti. "Bacağımda 3 nokta gördüm. 3 ameliyat oldum."
Kendinden kaçınca gitarına saklanırdı.
Son görüştüğümüzde 13 tane gitarı vardı. Daha önce satmak zorunda olduğu gitarları yeniden satın almakla uğraşırken, hastalığı engel oldu.
Sezen Aksu'nun onda ayrı bir yeri vardı.
Bir ara kırgınlık söylentileri çıkmıştı da, kurduğu cümleler önümde duruyor. "Sezen Aksu ile kırgınlık olmaz. Ben bütün dostlarıma şunu söylüyorum. Bir gün dara düşerseniz Sezen'in nasıl bir dost olduğunu görürsünüz. Yıllar önce beni hastaneye götürürken sahnesine geç kalıyordu. Bizim aramızda yalan dünyada geçen günlük hadiselerle ilgili günlük şeyler olabilir. Ama Sezen ile Kayahan'ın çatışması fikren mümkün değildir."
***
En sevdiğim şarkısı "Bir Aşk Hikayesi."
Hikayesini sormuştum. "Anlatsam sihri kaçar" dedi.
İçinde kaldığım şarkının kahramanının dışında kalmıştım. "Hayat adına bütün hesapları sen mi ödedin?" soruma da ilginç bir cevap almıştım. "Hiçbir zaman başkasına hesap ödetmedim."
Çocukluğuna pamuk şekeri dağıtan yanına karşı, büyüdükçe hüzünlerini büyüten yanı da vardı.
Bazen dünyada kaybolmuş bir garip hissediyordu kendini. Bazen de kovasından kopmuş da kuyuya düşmüş bir ip gibi. Hayatın ona verdikleriyle, hayatın ondan aldıkları arasındaki bilançoyu tutmuştu. "Hayattan alacaklıyım!"
Yalan değil, "Ölüm beni korkutuyor" demişti.
Adaletliydi, çocuklardan yana.
Arabasında yol kenarındaki çocuklara dağıtmak için sürekli olarak gofret bulundururdu.
***
Savaşlara karşıydı. İnce bir detayı vardı hamamböcekleri adına. "Eskiden hamamböcekleri siyahtı.
Amerika'dan gelen süt tozu kutularıyla böcekler evrim geçirdi ve kahverengi oldu."
Kimsenin görmediklerini görecek yürek olduğu içindir ki, şarkılarında hep bir sihir vardı. "Delikanlı olsan hangi hatayı yapmamış olurdun?" sorusuna "Delikanlılık adına hata yapmadım" demişti de, "Gazeteci olsan hangi sorunla uğraşırdın?" sorumun karşılığı daha derindi. "Tabiatın ve insanların yoksulluğunu irdeler, bunlara yardımcı olmaya çalışırdım."
Bende soru çoktu, onda yanlış yoktu. "Hiç tetik çektin mi?" "Kalem tutan eller silah kullanmaz!"
İnsana dost, gecelere sırdaştı.
Otomobil kullanmayı sevmezdi. Kendisine hastalığını soranlara trafikteki kanseri işaret ederdi. "Doktorlardan 6 ayda bir vize alıyorum ama karayollarında araç kullananların durumu benden vahim!"
Gömeç ya da Etiler fark etmez. Adresi aynıydı, Karadantel sokağında da dolaştı, İstanbul'un sokaklarında da. Onun gönül sayfasında adı yazanlar da kendisine benzerdi.
***
Kayahan'da bilinmedik ne kaldı derseniz.
Kayahan'da birçok kez izlediğiniz halde, her izleyişte yeni bir şey bulduğunuz harika bir film havası vardı.
Bir aşk hikayesi.
Kayahan gibileri olmasa, şarkıların da anlamı olmazdı.
Ondaki sevginin sınırı yoktu. Şimdi onsuz müzik dünyasında şarkıların da anlamı olmayacak.
Ölümle arasındaki camı kırdığında yıl 1990'dı.
İlk teşhisi o zaman koydular.
Adam gibi yaşadı, ölümsüz bir isim bıraktı geride.
Yeri asla dolmayacak.