Bunu en iyi şekilde dün gece ilk yarıda gördük.
Niang sadece golcü değil, rakibe yılgınlık veren bir mücadele adamı.
Ve galibiyetin de garantisi... Kendi halinde bir başlangıcı vardı Fenerbahçe'nin. Bunda, geçen haftadan namı yürüyen Dia'nın önüne iki kişilik kelepçeli tim oluşturmasının etkisi vardı.
Ama Dia'yı kilitlemekle, Niang'ı unutmak arasındaki gaflet iki gollük bir sebep-sonuç ilişkisi oluşturdu.
Gecenin infaz memuru Niang'ın, Aykut'u kendi kalesine gol atmaya zorlayan ikinci golde, ayaklarının yankısı dikkat çekiciydi. İzlediğimiz Fenerbahçe için, dava 3 puan davası.
Futbol ikinci planda. Dün gece ilk yarıda Alex'in derinlik yaratma uğraşısı vardı, yetmedi.
Mehmet Topuz, Gökhan Gönül'e yardımcı olmak yerine, onun önünde duvar ördü.
Aykut Kocaman görmedi. İkinci yarıda da soluk futbolun bütün izleri sahadaydı.
Dia'nın, geçen haftadan kalan fragmanlarını izledik.
Emre'nin şiddetle burun buruna yaşayan futbol anlayışını.
Lugano ve Yobo'nun "can kardeşliğini."
Baktım da, ikisi de 90 dakikayı risksiz bir anlayışla tamamladı. Ama pozisyon kaçaklarında izleri vardı Sahadaki en yürekli işçinin adını öğrenmek isterseniz, Gökhan Gönül derim. Dün geceki hakemi de özellikle işaret etmeliyim.
Fırat Aydınus korkak ve silikti. Sonuç olarak...
Aykut Kocaman iki haftadır harikalar diyarında.
Niang ve Dia gibi kanatları varken, uçabilir.
Ama yüklerinin, boşalttıkça arttığını söylersem, haksızlık sayılmasın. Uyarı sayılsın.
Gelecek haftalar adına.