OTURDUĞUM sitenin yıllanmış çalışanı güzel bir insan var; Baki Turan.
Herkes tarafından sevilen, insancıl bir baba. Hayatın zorluklarını yaşamış gerçek bir emekçi.
Önceki gün mesaisi bittikten sonra evine dönerken, yolunun üzerinde bir incir ağacı görüyor.
İhtimaldir ki canı çekiyor ya da içindeki çocuk ağaca çıkmak istiyor.
Ve çıkıyor da.
Akşam saat yedi sıraları.
***
Sonra ne oluyorsa ağaçtan düşüyor, hem de kafasının üzerine.
Uzun bir süre düştüğü yerde acılarını seslendiriyor ama duyan yok, görenler de başka türlü yorumluyor, oralı olmuyor.
Sonra kedilere mama dağıtan bir kadın görüyor manzarayı, ardından bir sitenin güvenliği tarafından ambulans çağırılıyor.
Baki Turan şimdi yoğun bakımda.
***
51 yaşında uzun boylu bir adamın incir ağacına çıkma tutkusuna biraz çocukça biraz hüzünle baktım.
"İnsan ne kadar büyüse de çocukluğunun izlerini terk edemiyor" dedim, çocukluğunun incir ağaçlarının onu 51 yaşındayken bile ağaca çağırdığını düşündüm.
Bizler de az çıkmadık o ağaçlara, bu mevsimde bir incire dünyaları verdiğimiz günlerimiz oldu. Bir inciri dörde bölerken!
Bizim sitenin ağırbaşlı efendi Baki Turan'ını ağaçta hayal ederken gülümsedim ama düşmesine kahroldum.
Üstelik bir tane incir bile toplayamadan düşmesindeki çaresizliğe!
***
Önceki gün hastanedeydim, yanımda Emniyet Müfettişi Mehmet Çatal, site çalışanı Necati Toprak, sitenin Müdürü Lütfü Bozok.
Hepimiz eski mahallelerde sevdiklerine koşan bir fotoğrafın içinde durduk.
Baki Turan'ın kardeşleriyle ve çocuklarıyla tanıştık. Ailesi için neler yaptıklarını kendilerinden dinledik.
Baki Turan, 18 yaşındaki kızını bundan birkaç yıl önce trafik kazasında kaybetmişti, kalan çocukların ve yakınlarının hiç kaybolmamış aile sadakatini hissettik.
Şimdi hepsi hastane kapısında umutla bekliyor, bizler de onların umutlarının gerçekleşmesini bekliyoruz.
Bu güzel insanın ağır yaralı bir süreçten geçtiğini biliyoruz, bazı insanların mucizelere ihtiyacı olduğunu bildiğimiz gibi.
***
Bu yazıyı mahalleme emek veren, karıncayı bile incitmeyen güzel bir insanı tanıtmak için yazdım.
Yakınlarına ve sevdiklerine moral olsun diye, dualarınızı gönderin diye.
O dualara ihtiyacı var.
Çünkü 51 yaşındaki Mardinli emekçi Baki Turan yaşamayı da hak ediyor.
İncir ağacına yeniden çıkmayı da!
Gittin
Bende gözlerin kaldı
İki yağmur damlası
İki suskun ayrılık
Gittin
Şimdi yangınlar kaldı
İki yaralı yürek
İki sevdalı çığlık
Geliver bir akşam
Kahve içimi
Bak nasılmış sevmek
Gör sevincimi
Saatler acıyı
Çeyrek geçiyor
Dayanmaz yüreğim
Dindir acımı
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Piknik yaptığın yeri topla.
Özellikle hastanede maskeni tak.
Her gece vicdanının sesini dinle.
Bu topraklarda çıkarsız dostluğu demleyen kaç insan kaldı acaba?
TELEVİZYONLAR!
Eskiden pencereden meraklı gözlerle bakanlara haykırırdı insanlar, "ne bakıyorsunuz ayı mı oynatıyoruz burada?" O yıllarda mahallenin ortasında burnuna halka geçirilmiş ayılar oynatılırdı.
O zaman radyolarımız vardı, şimdi televizyonlar var; Türkçe, yozlaşma, görgüsüzlük.
O televizyonlar elbette ayı oynatmıyor ama çocuklarımızın aklını oynatıyorlar.
Bizler de melül melül seyrediyoruz!