Hırsızları biliyorlar.
Kimileri o hırsızlara oy vermiş, kimileri "Bana ne" deyip koyvermiş.
Yakılan ormanın kendisini yakacağını hesaba katmamış,. Şimdi için için yanıyorlar. "Hırsızlar kodese!"
Açlık hiçbir şey dinlemez.
Geleceğini kaybeden insanların, kaybedecek bir şeyleri kalmayınca, canlarını bile sakınmazlar.
Halk için dramatik olan, politikacılar için komik olmaz.
Hele ortada gerçekten hırsızlık varsa.
Bir gerçek var ki, bizim ülkemiz de bu ekonomik bozgundan etkilendi ama böylesi değil. Şunu mertçe ifade etmeliyim ki.
Başka bir hükümet olsaydı, Türkiye Yunanistan krizine eş bir bozgun yaşayabilirdi.
Ama bizde insanlar sokağa çıkar mıydı derseniz?
Bizdeki bastırılmış duygu ve korku, Yunan insanında yok.
Bizdeki kadercilik de...
Bizler yıllarca, sırf laik diye, çocuklarımızın geleceğini yağmalayan insanlara suskun kaldık.
Martıların iştahını kabartan küçük balıklar olduk.
Bizler yıllarca bankalarımızı hortumlayan insanların masum yanlarını aradık.
Çıbanın kökünü kurutmak yerine, çobanımızı aradık, en sıkıştığımız anlarda.
Bizler, insanların diri diri yakıldığı otel odalarından, ne insanları kurtarabildik, ne aşkı.
Oryantal bir yaşamın içinde, sürünüp gidiyoruz.
Erdem isyanda saklıdır.
Bizler korkularına saklanan insanlar olarak.
Herkesin borcunu ödüyoruz.
Hırsızların, katillerin, cümlesinin.
Ve hatta ikiyüzlü demokrasinin bile...