Küçük bir arsada, taştan kalelerle maç yapıyordu çocuklar. Anneler mendil içinde lokum dağıtıyordu, ev işi limonata.
Hayal satan adam gözlerini yola çevirdi.
Baktığı sokaklarda kendi çocukluğunu ararken, elinde laptopla, 14 yaşlarında bir çocuk girdi "Hayal satan adam" yazılı dükkandan içeri. "Zamanı değerlendirmek istiyorum" dedi.
Hayallere dalmış olan adam şaşırdı, "Hangi zamanı?"
Gelecek zamanı işaret etti çocuk. "10 yıl sonrasının hayallerini istiyorum!"
Bugüne kadar geçmişin hayalleriyle ayakta duran dükkana, hiç böylesine aykırı bir müşteri gelmemişti. "Ah be evlat" dedi hayal satan adam, "Galiba sen sinemaya gitmelisin!" "Hayır" dedi çocuk, "Sizin sadece geçmişi değil, geleceği de hayal edebileceğinizi biliyorum."
Adam, kolay kazanacağı maçı beklerken, dişli bir rakip bulduğu mahalle maçlarını hatırladı.
Çocuk konuşuyordu o sıra. "Karanlık adamlara çelme takmayı bilen, çocuklara güneşi öptüren bir adam, her şeyin altından kalkar!"
Adam oturduğu tabureden kalktı, gözlerini kapayıp, gelecek zamanın sayfalarını çevirdi.
Zaman su gibi akıp gitmişti. Futbol yine kirliydi, siyasetin ağzı yine bozuktu.
Dürüstlük yerinde bile saymıyordu, geri gitmişti her şey.
Gelen giden aratıyordu yine.
Adam bir film şeridi gibi önünden geçenlerin yolunu kesti ve durdu.
Gözleri kanıyordu, mendille usulcu sildi. "Evet" dedi çocuk, "Hala hayallerimi bekliyorum."
Yüreğini efkar basmıştı adamın, bir çocuğun gelecek hayallerine mühür basmaktan kaçındı. "Denedim ama olmuyor" dedi.
Geleceğin mektubunu vermedi çocuğa, resimleri de göstermedi. "Şimdiki zamanı iyi değerlendirirsen, gelecek de güzel olur" dedi.
Hayallerinde gördüğü karanlıklara inat, sürpriz bir serenat diledi çocuğa.
Aydınlık bir hayat.
O çocuğun şahsında, bütün çocuklara.
* * *
Yokluğunda kanayan
Bir şehirdir yüreğim
Gözlerimde çoğalan
Bir nehirdir gözlerim
Bu sensiz akşamlarda
Hasretin salkım saçak
Sensizliğin öbür adı
İki ucu keskin bıçak
Yarım kalan sevdamız
Ağlarken başucumda
Tek başına yaşanmıyor
Bıraktığın İstanbul'da
Hakkı YALÇIN
* * *
Soytarı yorumcuların cirit attığı televizyonların, bir sahibi olmalıydı.
Saygıdan ve sevgiden yana olan.
* * *
Angelina Jolie ruhu
Angelina Jolie, eski dolgun hatlarını yitirmiş de, zayıf halini sorguluyor bizim medya. O Angelina Jolie, insanlığını hiçbir zaman kaybetmedi.
Dünyanın her yerindeki muhtaç insanlara elini uzatacak kadar, ruhuna sadık.
Ama kadınlara "bedensel" gözle bakanların, ruhla işi yoktur. Medyamızda.
* * *
İnsan hiçbir yerde kendinden iyi dost bulamaz.
MUTLULUK TAKVİMİ
31 Ağustos 2011
Cebinde mendil taşı.
Müzik dinleyerek uyu.
Bol su