Şeytanlığın marka değeri

Eklenme Tarihi 29 Temmuz 2011
Önce adalet, hiçbir takımı ayırmadan kesintisiz adalet.
Suçlamaların kanıtlanıp, yargı önünde mührün basılmasından sonra beklediğimiz de adalet. Ama şike yapıldığı kanıtlansa bile, takımların düşürülmemesi gerektiği savunuluyor.
Niye? Marka değeri parayla ölçülen sistem zarar görmesin diye.
Namussuzluğun leşini çocuklarımıza iyi bir şey diye göstermek adına.
Ne yani, farz edelim bir sinek mi vızıldadı? Şikenin sigortası mı var?
Haramilik at koşturuyorsa, her şeyin bedeli para mı?
Cibiliyetsiz bir sistem, bu kadar para ediyorsa... Bu düşünceler de adaletsizliğin dışkısıdır. Kire batmış futbolumuzun adaletle kucaklaşma şansını "marka değeri zedelenmesin" diye reddedenleri, sizler reddetmelisiniz.
Futbol bir spordur.
Ticaret yavşaklığı değil.
Marka değerini de ruh belirler.
Ahlaksızlık değil. Eğer taraftar bilinci olsa, şike de şike de olmazdı, ahlaksızlık da...
Taraftarla istese dağları devirirdi.
İstemedi. Onlar nereden ve nasıl gelirse gelsin, kupaları istedi.
Hep derim ya...
Oysa uçan kuşlar gibi de yaşanır.
Böcekler gibi de... Adalet şike yapıldığına karar verdiği halde, takımlar düşürülmeyecekse, ligin adı değişsin.
Kulüpler şeytan armalı formalarla çıksınlar sahaya.
Ahlaksızlıkları tescillenmiş futbolcuların alınlarına da, tükenmez kalemle "futbolun yeni rütbesi şerefsizliktir" yazılsın. Paranın bütün pislikleri örttüğü bir ülkede. Namuslu insanların da şeytanlığın marka değerine karşı kazanacağı bir zaferi olsun.