***
1963 yılı. O yıllar Türk kanaryacılığı çok meşhur. Hatta ihracatta önemli bir döviz kaynağı. İsviçreliler 20 bin kanarya istiyor. Bir Türk kanaryasının dünya piyasasındaki değeri 10 ila 15 dolar arası. Alın size ihracat.
***
Zarafet ve tepki birbirini tamamlıyor. O yıllarda İstanbul futbol hakemleri bir direniş içinde. Kendilerine karşı söylenen "fena sözler" onları ayaklandırmış. Seyircilerin tempo halinde yaptıkları bu fena sözler önlenemediğinden, maçları yönetmeme kararı alıyorlar. Çünkü kendi dürüstlüklerine inanmışlar! Ve tepkinin ardından boykot kararını kaldırıyorlar. Bugün tribünlerdeki ana avrat küfür korolarını gördükten sonra, o yıllardaki "fena sözlerin" karanfil kokulu olduğuna adım gibi eminim.
***
O yıllarda, üniversite öğrencilerinin yurtdışı bağlantılı dernekleri mevcut. Bine yakın üyeleri var. Dünyadaki ve Türkiye'deki olaylar hakkında insanları haberdar ederken ne yalan var, ne korku yaymak. Sanat seminerleri ve tarihi konuşmalar düzenliyorlar. Her hafta muhtelif hastanelere nöbetleşe giderek, hastalarla meşgul oluyorlar. Kreşlerde çocuklara bakıyorlar. Kız öğrencilere öğretmenlik, hemşirelik alanlarında burslar veriyorlar. Ne sosyetik dergilerde çalım satma sevdaları var, popüler olma merakları.
***
O yılların bir fotoğrafında kırmızı ışıkta 10 kişi karşıdan karşıya geçiyor da, derginin başlığı aynen şöyle. "Şehrimizin curcunası!" Aslında hiçbir şeyin hafife alınmaması gerektiğinin resmi. Yasalar zaman içinde böyle lağvedildi çünkü.
***
O dergileri okurken, yılların bizden aldıklarını mı hesaplamalıyım? Yoksa insanların bu şehirden çaldıklarını mı?
***
Suyuna da alıştırdılar ülkenin, huyuna da. Ama ben inatla hala kaybettiklerimizin gölgelerinde dolanıyorum. Hatıralar tarlasında.
Anlaşıldı!
Tek çocuklu kadın yıldızın evine, kadın arkadaşı işadamı kocasıyla misafir olmuştu.
Yatıya kaldılar, ünlü yıldız kendi yatak odasını misafirlere açtı.
Gece yarısı evin küçük oğlu odaya daldı ve işadamının karısını dürttü.
"Anne, anne!" Kadın çocuğa annesinin misafir odasında olduğunu söyledi.
Bu kez çocuk adamı dürttü.
"Baba, baba!"
Mutluluk Takvimi
* Organlarını bağışla.
* Kahve içmek için fırsat yarat.
* Dolmuşa bozuk parayla bin.
* Bebekleri kokla.
En çok neyi özlüyorum
Biliyor musun
O çocuk ellerini
Bana baktığın zaman
Aklımı alan gözlerini
Bizim aşkımızın
Tarifi yoktu
Benzersiz sevmiştik
Birbirimizi
Nasıl kazandıysak
Öyle kaybettik
Şimdi kim arar
Kim bulur izimizi
Bildiğini okur zaman
Kader bize düşmanmış
Biz bile ayrıldıysak
Demek ki aşk yalanmış
Hakkı YALÇIN