CANLI YAYIN

Gürültü

Eklenme Tarihi 23 Mart 2014
Kuşlara tuzak kurardık çocukluğumuzda.
Bir leğeni küçük bir tahta parçasıyla ayakta tutar, leğenin hizasından bulunduğumuz yere kadar ekmek kırıntıları serperdik.
Leğeni ayakta tutan tahta bir ipe bağlı olur, ipin ucu da bizde olurdu.
Kuşlar ekmek kırıntılarının izinden giderken, leğenin altında bulurdu kendilerini.
Biz ipi çekerdik, kuş avucumuzda hapsolurdu.
Kuşları doyuramayan bizler, kuşlarla doyardık çocukluğumuzda.
***

O zamanlar telgrafın tellerine konardı kuşlar.
Sanki insanlara daha bir inanırlardı.
Büyüdükçe cebimi kuş yemleriyle doldurdum.
Her gittiğim yerde yem attım kuşlara.
Beni affetmediler sanki.
Sonra evimin penceresine ufaladığım ekmek kırıntılarıyla, çocukluğumdaki saf günahları ödeştirmeyi seçtim.
Çocukluğumda bir leğen parçasının içine yem olmaya giden kuşlar, pencere kenarına gelirken bile, camları kapatmamı bekledi.
Hala boş emeklerle onların gönlünü alacağımı sanıyorum.
***

Kuşları hafife almakla yaptığım hatayı büyüyünce anladım.
Kuşları kafese koyanların karşısında durdum hep.
İneklerden çok daha akıllı ve ders verici hayvanların mücadelesine hep hayranlık duydum.
İnekler kışın sıcak samanlıkta geviş getirirken, kuşlar karda yaşam mücadelesi veriyordu.
İnekler trenlere bakarken, kuşların o küçücük bedenleriyle gösterdiği direnişe başımı eğdim.
Kuşlardan kalan en anlamlı dersin öğrencisi oldum yıllar yılı.
Madem barışın simgesi ağzında defne dalı tutan bir kuş.
Çocuk parklarına kuşların adını verdim.
Çocuklar onlardaki özgürlük tutkusundan ilham alsınlar diye.
***

O yüzdendir ki, emeğin ve alın terinin karşısında eğildim.
Hayatım boyunca kişiye değer verdim mevkiye değil.
Ve hayatım boyunca kuşları sevdim puştları değil.
***

Gök gürültüsü nedir ki!
Hayatta hiçbir gerçek, kuşlar kadar gürültü yapmaz insana!
Uyanın diye.