Bu ülkede güzel şeylere destek verilmez.
Alınır.
Bu filme en güzel desteği izleyici vermiş.
Oscar jürisi vermiş.
Boş ver Mahsun!
Bu ülkenin entelleri, sinema eleştirmenleri, "Anayurt Oteli" filmini bile, Türkiye'nin en iyi 10 filmi arasına sokmuş insanlar.
Sen onlardan destek alsaydın!
Güneşi zor görürdün!
Güneşi görebilmek için, sadece bakmak yetmiyor.
Düşünüyorum da...
Bu ülkenin gazetecileri, patronlarını ve kendi çıkarlarını savundukları kadar, toplumsal barışı ve bağımsız gazeteciliği savunsalardı, neler olurdu?
Öncelikle gerçekten özgür bir medya olurdu.
Milyon dolarlık yayın yönetmenleri, pahalı şarapların değil, alın terinin mahzeninden yazardı.
İşçi kadınların değeri olurdu, bedenlerini gecelik otel gibi kullandıran kadınların değil.
Mankenlerin, öğretmenlerden daha çok itibar görmesi olacak şey değildi.
Her şeyden önemlisi, gazeteci dendiği zaman, toplumun bireyleri ceketini iliklerdi.
Eli kalem tutanların hükmü olurdu.
Oryantal düşlere kıvıranların değil.
Dürüstlüğe ve komşuluğa açık pencerelerimiz vardı bizim.
Kardeşlik türkülerimiz.
Onları yeniden kazanmak için güneşi arıyoruz.
Özgür medyayı, namuslu politikayı.
O zaman güzel şeyler için destek istemeye gerek kalmaz.
Kendiliğinden verilir zaten.
Mahsun Kırmızıgül "Güneşi gördü!"
Cennet kızılı, bal sarısı.
Bakmayın destek istediğine, onda yılların hazineleri var.
İsteyene veriyor.
"Ekmek arası!"