Günümüz güzel başlasın diye, gazeteleri koyuyoruz önümüze.
Mutlu haberler arıyoruz.
Sabrımızı sınıyoruz, nafile!
Ölü buluyoruz kendimizi, kahvemizi içerken.
Paris'te üç kadının öldürülmesiyle ilgili senaryolardan sıtkımızın sıyrılması yeterli değil.
Cinayet tarihçileri, yeniden yazıyor gerçekleri.
Kimseyi kayırmam ama sevgili Ergün Diler'in haber kuşları, posta güvercinlerinin sadakatini hatırlatıyor bana.
Katili teşhis etmekteki "ivedi" haberciliğini bildiğim içindir ki, diğer gazetelerin "Ömer"i, bayatlamış gibi geliyor bana.
Koruma altındaki karısını öldüren koca haberlerinden gına geldi.
Bütün müdahaleler ölü.
Hayat kör ebe oynuyor kadınlarla.
Devlet sessiz film oynuyor.
30 milyon euro karşılığında bir futbolcu transfer edilmiş. Yapılan gösteri, başkalarında olmayanı gösterme teorisi.
Neticeden ikmale kalan nice pahalı adamları bildiğim halde, pahalı adam özel adamdır gerçeğine sebep aramıyorum.
Yere dökülen yerli gençleri topluyorum çaresizce.
Yabancılara kurban olunan bir ülkede.
Bulgaristan'dan kamyonlarla ithal edilen samanlara alkış tutan köylülere bakıyorum.
Bizim gibi tarım ülkesinde saman sıkıntısı bir trajedi. "Kim ne yaptı, kim ne dedi?" gerçeğinin her şeyin ötesine geçtiği bir ülkede, her karış toprağına bina dikilen anlayışı sorgulasam ne yazar!
Uçaklar düştükten sonra kara kutuyu açmanın ne önemi olur ki!
Patriot füzelerini protesto edenlere bakıyorum.
Bu insanların yaşamak istediği başka bir gezegen olmalıydı diyorum.
Hayata sürekli muhalefet etmenin özel bir yanı olduğu için belki.
Şunu anlıyorum ki...
Bizim özgürlüğümüzden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.
Ama güzel düşünme özgürlüğümüzü bile elimizden almışlar.
* * *
BAYRAK MESELESİ
Fransız'la Amerikalı dertleşiyordu.
Amerikalı sordu.
"Sizin bayrağınızdaki 3 renk neyi ifade ediyor?"
"Ödeyeceğimiz vergileri" dedi Fransız.
"Önce maliyeden mavi kağıtlar gelir.
Yüzümüz sinirden bembeyaz kesilir.
Sonra da öfkeden kıpkırmızı olur."
"Tıpkı bizim gibi" dedi Amerikalı.
"Biz üstelik bir de yıldızları görürüz!"
* * *
İnsanı ustalıktan çok umut kandırır.
* * *
Kürtçe sınavının soruları çalındı. Hırsızlık her dilde aynıdır.
* * *
23 Ocak 2013
Mutluluk takvimi
Sende hatırası olan bir şarkıyı dinle.
Kalbini sevgiye döndür.
Huzurevini ziyaret et.
Az yağlı süt iç.
Boşalttığın çöpleri ayır.* * *
İstanbul' da bir ev
Evde bir oda
Odada bir resim
Resimdeki sen
Evi hasret götürüyor
Gel nerdeysen
Seninle cenneti
Yaşamış birine
Sensizliği cehennem
Diye bıraktın
İnat ettim ama
İnkar etmedim
Beni sen yaktın
Senden sonraki halim
Denizden uzak yosun
Güneş nasıl doğarsa
Sabahlarıma
Benim için sen osun
Hakkı YALÇIN