cazibesi var artık.
Kendi kurallarını hayata geçirenlerin dünyasında konudan uzaklaşan; helal.
İnsanlara yaklaştıkça kucaklanan; haram!
Bu fani dünyada ne büyük utanç!
Hayatın gösterişsiz denizinde kulaç atmanın hükmü kalmadı artık.
Sükseli hayat, yattığı yerden insanların canına okumayı sürdürüyor.
Günahlarının bedelini parayla ödeyeceklerini zannedenler dünyasında yaşıyoruz.
Kendinden marka yaratmanın gözleri; iki kara leke!
Ramazandaki fotoğraflara bakıyorum.
Samimiyetsiz, ikiyüzlü tüccarlara.
Kendilerini sırat köprüsünün bekçisi zannedenlere.
Yalan tüccarlığın getirisi vergiden muaf!
Tuhaf olan, öznesi para olan bu duruşun gördüğü itibar!
İnanca saygısızlığın fotoğraflarına bakıyorum.
Tabii ki herkes dilediği gibi yaşayacak.
Herkesin inancı da kendine.
Ama politikacı olduysan, her konuda ahkam kesiyorsan.
Topluma saygılı olmak zorundasın.
Ramazanda bira içmenin bile bir adabı olmalı.
Öyle değil mi Muharrem ince?
Biz yoksulluğu sevmedik, yoksulları sevdik.
Namuslu yoksulları.
Onların ramazanı başka oluyor.
Sofralarındaki bir zeytin tanesinde bile haram yok.
Çocuklarının ağzındaki lokmadan zerre kadar kuşkuları da yok.
Yalanların fotoğraflarına bakıyorum.
Ramazanda bile ara vermiyorlar.
En görkemli yalan bile en basit gerçeğin yerini tutmaz ama tutuyor.
Yalanlar insanların alnında parıltılı bir nişan.
İlerde büyük adam olacak çocuk fotoğrafları da değişti artık.
Masumiyetin yasaklandığı bir dünyada, kurnazlık en büyük yetenek.
Kötülüğün cesareti iyiliğin merhametini bastırdı.
Bizim gücümüz yok artık.
Umudumuz da.
Ne acıdır ki...
Hayatımızın en büyük zenginliği.
Bu yoksul düşüncelerimiz!
***
Eskittikleri yüzlerin yerine yenisini takıyorlar ya. Politikacının yüzsüzüne tahammül edemiyorum!
***
Nazım Hikmet
20 Temmuz'da Londra'daki Southbank Sanat Merkezi'nde düzenlenecek etkinlikte, son 50 yılın en büyük aşk şiirleri okunacak.
Bu şiirler arasında Nazum Hikmet'in "Severmişim Meğer" adlı eseri de Türkçe seslendirilecek.
Nazım Hikmet; gençliğimin ilacı.
Aşkın da, insan ve toprak sevgisinin de eşsiz kalemi.
Başkalarının ona verdiği değeri biz niye veremedik acaba?
***
Taşına toprağına
Kimler ekti nefreti
Gururla dağlarına
Biz yazmıştık hasreti
Nasıl da harap ettik
Bolluğu bereketi
Cehenneme çevirdik
Bu güzelim cenneti
Kapattık kapılara
Sevgilere daveti
Yüreklerden sildirdik
O eski merhameti
Çocuklar öksüz yetim
Bitirelim nefreti
Ah benim memleketim
Acılar memleketi
Hakkı YALÇIN