Eşme'de 2 yıl önce mahalledeki erkeklerle futbol oynarken bir güreş antrenörü tarafından keşfedilen 14 yaşındaki çoban kız Aysu Paralı güreşçi oldu. Çıktığı hiçbir resmi müsabakada yenilmedi. Ve milli takım formasıyla Balkan Şampiyonu oldu.
Aysu Paral hala hayvancılık yaparak kazanıyor geçimini. Türküler söylüyor kendi kendine. Namuslu düşlerini büyütüyor. Her gün babasıyla koyun otlatıyor gururla. Sessiz taşların bile dilinden anlıyor. Yüzüstü bırakmak istemiyor kendisiyle birlikte büyüyen hayvanlarını. Kalbini açarak bakıyor bütün canlılara. Ve bunlara karşılık yeni hedefi dünya şampiyonu olmak. Hayata izler bırakmanın gururunu yaşıyor. "Çoban kızın türküsünde!"
Güzellik talihtir ama asla bir özellik değildir. Yetenek ve kendini geliştirmek çok şeydir. Sadece güzel olduğu için, magazin aleminde kendine yer bulanların çoğu, bu küstahlığın arkasına geçiyor. Bir poz bir eda! Kullandığı oyu bile ayrıcalıklı sayıyor. Yani demek istiyor ki. "Benim düşüncemdeki insanların oy hakkı olabilir ancak!" Niye? Kat kat soyunduğu için. Kalçalarını abartılı salladığı için. Ya da şöhret olmanın, kendisine diğer insanları aşağılama hakkı sağladığını düşündüğü için.
Bir çoban kızı şampiyon oldu da. O zavallı manken kim bilir nerde? Merak ettiğimden değil, hayat adına ürettiği bir gerçek var mı diye merak ettim.
O çoban kızı alın teriyle mermeri eritti. O manken kadın üç paralık düşlere gelin gitti. Ardında hayat adına gururlanacağı bir sinek vızıltısı bile bırakmadan!