O baba için, Obama'nın 24 Nisan'daki konuşmasında, "soykırım" sözcüğünü kullanıp kullanmamasının, simit susamı kadar değeri olmaz.
O baba için, KKTC'de 18 Nisan'daki Cumhurbaşkanlığı seçimi de, oğlunun sünnet artığı kadar bir şey ifade etmez.
Bu ülkenin politikacıları ve gazetecileri için de, "böyle babalar" bir şey ifade etmez.
Böyle babaların yürekleri uzun havadır.
O yüzden "kısa kesin" derler politikacılara. "Biz sizler için ömrümüzü verdik, siz de biraz ödün verin öfkelerinizden."
Ve asıl mesajı gazetelere gönderirler; her yıl okuma sayısının azalmasını kanıt göstererek. "Bizden yana olun" derler. "Çıkarlarınızdan yana değil!"
Gazeteler yazar; Arda'nın sevgilisi tribünlere küsmüş. Öğretmenler kan kusar da, tek satır haykırış duyulmaz.
Hande Yener, Hadise'nin sevgilisiyle birlikte olmuş.
Beter olsunlar, bize ne!
Sopaları da cehennemin dibine.
Koku-ayinleri de.
***
İşçiler, öğretmenler için yaralı parmağa su dökmeyen gazetecilik, şöhretler için çeşme olursa, o ülkede her şey olur.
Hayatın üst katlarında, işler tıkırında olur.
Kalçası dolgun olan şöhretlerin, hesabı dolgun olur.
Babalar kahrolur, analar çilekeş olur.
7 yaşındaki bir çocuk tecavüzden suçlanır.
Uyuşturucu okul önlerinde tezgah kurar.
***
Obama 24 Nisan'da "soykırım" sözcüğünü kullansa ne olur, kullanmasa ne olur?
Bu ülke işçiye, memura, öğretmene, çocuklara ne zaman cennet olur.
Biz ona bakalım.