Oysa çok özel biriydi.
Sevginin ve saygının tavan yaptığı, yalanın itibar görmediği aydınlık zamanların şarkıcısıydı.
Kadınlar zarif, erkekler delikanlı.
Aşkın aşk olduğu, gençlerin yarına umutla bakabildiği dönemler.
Toplum ayrıştırılmamış.
Yasaklanmış kitapları okuyor gençler.
Pezevengin de, soysuzun da canına okuyor.
Hepsi de namustan şereften yana, paradan değil.
Amerikan askerlerini denize döküyorlar Dolmabahçe'de.
Demokrasi soruları hazmediyor, kişiye özel değil.
Hayat şimdiki zamanın bütün izlerini yansıtıyor.
Baba ile oğul bir olacak da, minibüste genç kıza tecavüz edecek ve diri diri yakacaklar öyle mi?
Ardından bir öğretmen çıkacak, "Örtünmezseniz böyle yakılırsınız" diyecek ve itibar görecek ha!
Böyle sahneler siyah beyaz filmlerde bile yok. Şimdi televizyonlar var.
Ve dizilere, yarışmalara kurban olan bir toplum. Şimdi dörtnala koşan kadın cinayetleri bile iki gün konuşuluyor.
Ahlaksızlık üretiminde sınır yok.
Varsa yoksa para!
İzlediklerinin kirini kendine dönüştürenler çağındayız artık.
Erol Büyükburç o zarif yılların nezaketiyle veda etti.
Evladını trafik kazasında yitirmiş bir babanın acısını bile hissedemeyenler, son yıllarında ekmek kavgasıyla bile alay ettiler. Ömrünün son gününe kadar çalışmak zorunda kalan bir sanatçıdan bahsediyoruz.
Ekmek davasında saksılara su da verilir.
Hamallık da yapılır, kanalizasyon da temizlenir.
Bunun adı onurlu yaşamak sevdasıdır.
Ayıp olan yetimin öksüzün kanını emerek lüks konaklarda oturmaktır.
Ayıp olan para için ruhunu satmaktır.
Sanal soytarılığı delikanlılık zannedenlerin, Erol Büyükburç'un ölümünden sonra vicdanlarının ayaklanması neyi değiştirir!
Erol Büyükburç'un sanatın tarihindeki yerini mi?
Yoksa hormonlu delikanlılığın bu ülkedeki egemenliğini mi?
Geçiniz!
Keşke şimdiki şarkıcılarda Erol Büyükburç'daki zarafetin zerresi olsaydı.
Ne toplum bu halde olurdu, ne delikanlılık!
Televizyon ve gazeteler mi?
Onlar gerçek sanatçıları ölümlerinde hatırlamaya kurulmuş mezar bekçileri.
Onlar televizyon dizilerindeki zibidilerine kurban olsunlar.
Kalbi kasıklarında atan kadınları, ilk sayfalarının sağ üst köşesinde poster yapsınlar. Kuyruklarını bacaklarının arasında saklayanlara bütün kapıları açsınlar.
Ama unutmasınlar ki!
Bunun mahşeri de var!
Şehvet borsası
Sanat aleminin zeki geçinen adamları bile, şöhret müptelası kadınlar için "gönüllü yem oluyorlar.
Sonra da oltaya takıldıkları için kızgınlıkları tavan yapıyor.
Bilinmelidir ki. Şehvet borsasında popüler aptallar hala en üst seviyeden işlem görüyor.
Mutluluk Takvimi
Ambulansın peşine takılma.
Siyah beyaz yılların gazetelerini oku.
Spor için yürü.Sen kaçan uykumsun
İkinci ruhum
Bir iç titremesi
Hassasiyetim
Gönüllü sürgünüm
Kendi sevdamda
Mahrumiyetim
Mahremiyetim
Senin gözlerinde
Kırık ışıklar
Sebebi ben miyim
Korkularının
Yazıl kaderime
Bir mühür gibi
Kaçıncı şahsıyım
Duygularının
Hakkı YALÇIN