Milletvekillerine "5 cinsel istismar öyküsü" anlatıyor.
Türkiye'nin erkek toplumundan utanılacak öyküler.
Dede, küçücük kız torununa sarkıntılık ediyor.
Kardeşi durumu görüp, babasına söylüyor.
Baba, annesine durumu anlatıyor, yani dedenin karısına.
Evin ninesinden oğluna acı bir final.
"Baban öğretmendi ve her köyde böyle bir olay oldu. O yüzden hiçbir yerde barınamadık."
Soysuzluğun öğretmenle buluşmasına mı takılalım?
Kendi torununa sarkıntılık edecek kadar şeytanlaşan erkekliğe mi?
Ailelerin içinde, saklanan kaç iblis kim bilir?
Böylelerine kim bilir, ne çok hafifletici sebepler bulunuyor!
Ve kim bilir kaç insan, "bu hayvanlığı" normal olarak algılıyor?
O yüzden değil mi, kısa etek giydi diye, tecavüzü kendisine hak sayan orman hayvanlarının, şehirleri istila etmesi?
Başka öykü...
Boncuk satan, ahlaksız bir dükkan sahibi, dükkana gelen küçük kıza, "Hadi içeri geçelim" diyor.
"Sana boncukları parasız vereyim."
Kız karakola gidip, polisleri ikna ederek, adamı tutuklatıyor.
İşin en büyük utancı, yasaların böyle puştları koruyor olması.
1.5 yaşındaki bebeğin ırzına geçildiği gün, bu ülkenin ruhunun son verdiği gündü.
Ülkenin fotoğraflarına baktığınız zaman, hiçbir şeyin sebepsiz olmadığını anlıyorsunuz zaten.
Herkes kendi çapında ihanet tellalı.
Her yanımız pislik, her yanımız asit.
"Muhteşem Türkiye büyüyor!"
Her şey bu kadar basit.