da... Giderken yolcu edip, dönüşlerinde karşılayamadığımız, göçmen kuşlar mıdır çocuklarımız?
Yoksa şehit olarak, kendilerini tanıtan "sahipsizler mi?"
Gençlerine "çürümüş ot kadar" değer vermeyen bir ülkede, 20 yaşındaki delikanlıların ölüm sergilerindeki fotoğraflarına bakıyorum.
Bir yandan ağlayan analara, babalara...
Öte yandan, bu şehitleri hükümetin devrilmesine karşı siyasi koz olarak kullananlara.
Şehit cenazeleri üzerinden, erken seçim isteyenlerin, ölümleri nadasa yatırmasına.
Benim için, işin en acı yanı...
Sivil hayatlarında adam yerine konmayan, iş başvuruları siyasi sisteme uygun olmadığı için reddedilen ve ayaklar altına alınan delikanlıların, tabutların içinde el üstünde uğurlanması.
Dirisine değer verilmeyen gençlerin.
Ölüsüne değer verilmesi...
HHH
Onlar, askerliğin fiyonklu ölüleri.
Sivil hayatın yaşayan ölüleri.
Hayat, isyan edecek kadar bile zaman tanımadı onlara.
Ne utançtır ki, bu ülke de ölene kadar tanımadı onları.
Şimdi hepsinin gazetelerde fotoğrafları basılıyor, televizyonlarda heybetli sözcüklerle uğurlanıyorlar.
Yemin olsun ki, üç gün sonra hiçbirinin bir pop şarkıcısının göğüsleri kadar değeri olmayacak.
Hem gazetelerde, hem televizyonlarda.
Onlar bizim çocuklarımız.
Her Allah'ın günü yaşamaları için çırpındığımız.
Doğdukları evlerden tanıyoruz onları.
Analarının, "çocuklarımızı öldürtmeyeceğiz" çığlıklarından.
Soludukları havadan.
Uzun ömürlü sevdalarından.
Yoksulluğun hayat karşısındaki onurlu duruşundan. Yiğitliklerinden.
Onların göstermelik sevgilere ve saygıya ihtiyacı yok. Onların ikiyüzlü siyasetçilere hiç ihtiyaçları yok.
Onlar yaşamak istiyor. "Bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine."
* * *
Gurbeti evim sandım
Gözlerim susuz çeşme
Ağlamaktan usandım
Sürgünde can gibiyim
Başımda türlü dertler
Sırtımdan vurdu beni
Dost sandığım namertler
Selam söyle ölüme
Baş eğmedim zulüme
Meşaledir yüreğim
Tutuşturdum elime
Hakkı YALÇIN
* * *
Çocuklarımızı şehit eden teröristler Kuzey Irak'tan sızdı. "Mesut Abi"nin topraklarından...
* * *
İlhan Selçuk
Gazeteciliğin onurlu isimlerinden birini daha kaybettik. Gerçek bir emekçiyi. İnandığı değerlerin savunucusuydu. Düzenin adamı olmadı hiç. Haksızlıklara karşı, aykırı bir öfkesi vardı. Şu sıralar milyon dolarlık tetikçi gazetecilerin, Pentagon patentli ajanların itibar gördüğü bir meslekte, ölümsüz bir iz bıraktı. Bazı insanları öldükten sonra anlamak gerekiyor.
* * *
Bilirken susmak, bilmezken konuşmak kadar çirkindir.