de...Dokunulmazlık maskesinin ardına saklanmasalar, onları nasıl da sobelerdik.
Zarafetin kopan düğmelerini saydığımız için, çoğunu kendimizden saymıyoruz zaten.
Duygu hatları kesik.
Vurdulu kırdılı sahneler için, sonsuz bir iştahları var.
Ettikleri yeminlere bakın.
Sonra da attıkları yumruklara.
Birileri Başbakan'ın eşi üzerinden siyaset yaparken. Kendilerine yakışan üslupların en uygununu seçip, bir değeri daha öldürmüştür.
Sözümüz MHP'li Osman Durmuş'adır.
Politikayı bir kenara atalım, adam olana böyle şeyler yakışmaz!
Zarif bir insanın ağzından, rakibinin eşiyle ilgili tek harf bile çıkmaz. Çünkü ayıp olan şeyler, sokakta da ayıptır, Meclis'te de.
Ve söylenen sözlerin içinde barınan tuzaklar, tahrikten başka bir şey değildir.
Partisi, kimliği, her nesi olursa olsun...
Tartışırken "belden aşağı vuranlar!"
Bizden değildir.
Başı kapalı diye, hastane ziyaretinin Başbakan'ın eşine yasaklanmasının, katı bir kuralla ilişkisi vardır.
Laikliği, böyle katı kurallarla koruduğumuz için, en büyük zararı bizler verdik.
Hiç olmazsa hastaneleri bu kuralların dışında tutabilseydik.
Birbirimizi daha çok sayardık, daha çok severdik.
Hoşgörüyü kaybettiğimiz içindir ki...
Bir türlü kendimizi bulamıyoruz.