Futbolda ölü zaman kokusu varken, liderliğin dokusunu değiştiren bir takım da var. Başakşehir. Çok bilmiş teknik adamlar tarafından kolayca elden çıkarılan ustalar takımı. Çerçevesi ölünce sandıklara atılan sihirli bir kartpostal gibiler. Aslında sihir kartpostalda değil, insanların yüreğinde. Yürekli mücadelenin karşılığı da puan cetvelinde.
***
Başakşehir'e bakınca yürekli bir duruş resitali izliyoruz. Eldeki imkanlardan gerçek bir takım yaratmanın asaletiyle kardeş. Ligin tepesinde vakitsiz ve davetsiz misafir gibi görülse de, gerçek bir projenin ürünü.
***
Bu projenin mühendisi Abdullah Avcı. Pahalı transfer kurallarını yıkarken, aslında futbolun imecesini sahaya transfer eden adam. Emre Belözoğlu'nun hiddetini şefkate çevirmenin sınırı genişlediyse. Hak ettikleri halde milli takıma alınmayan futbolcular, inadına mücadele ederek milli takım mührünü haksızlığın yüzüne basıyorsa. Futbolcular liderliğin kendilerine yüklediği vasıfları biliyor da, arkadaşlığın bütün izlerini sahaya yansıtıyorsa. Başarıdaki meselenin çok para harcamakla değil, bilgi sevgi emek konulu bir sihirle kardeş olduğu ortaya çıkıyor. Abdullah Avcı'nın gözüyle maçı yorumlayacak ve gerçekleri analiz edebilecek kaç adam var sanıyorsunuz?
***
Kulübün Başkanı Göksel Gümüşdağ'a bakınca, sihirli aynanın ikinci yüzünü görüyoruz. Teknik direktörüne gerekli zemini hazırlamanın ve inanmanın karşılığındaki huzuru. Hiçbir şey sebepsiz değil. Bir hikayenin kahramanları aynı havayı soluyor, aynı mücadelenin işçiliğinde görevlerinde kusur etmiyorsa. Bu gurur onlara ait. "Efsane çağı daha bitmedi" diyen. Futbolun takım oyununu en sade biçimiyle yansıtan. Görkemli adamlara!