İMSAKİYE RAMAZAN

İşgal planı

Erken seçim kararı alındığı zaman farklı bir sayfanın açılmakta olduğunu gördüm.
Yaptığım ilk işlerden biri AMERİKALI DOSTUMA not bırakmaktı. "Yakında döneceğim" diye mesaj yolladı. Aradan hatırı sayılır bir zaman geçti. Ve döndü...
İnanılmaz isimlerden, inanılmaz olaylardan söz etti... Hepsini yazmam, sizlerle paylaşmam mümkün değil. Ama çok önemli yerlerini yine aktaracağım... Ya da ben aktarayım, siz karar verin...
İşte o sohbet...
-KUDÜS MESELESİ NEDİR? NE AMAÇLANDI?
Washington'ın büyükelçiliği Kudüs'e taşıma kararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği çok önemli ipuçları verecekti.
Doğrusunu söylemek gerekirse elçiliğin Kudüs'e taşınmasının erteleneceğini düşünüyordum.
Bu karar, Pentagon'un iki Körfez işgalinden bile daha önemliydi. Çünkü bu kararla birlikte Ortadoğu'da yeni bir sayfa açıldı. Kanla yazılacak bu sayfalar, sizin de ülkenizi ciddi şekilde etkileyecek.
-AÇAR MISINIZ BİRAZ?
Mike Pompeo (Dışişleri Bakanı), Gina Haspel (CIA Direktörü), John Bolton (Ulusal Güvenlik Danışmanı) ve Michael D'Andrea (Ortadoğu ve Afrika sorumlusu) görevlerinin tebliğ edilmesi çok önemliydi. Bu gerçekleşti.
Şimdi Pentagon'un, bölgedeki sorunları bir kez daha silahla çözmeye kararlı olduğunu 14 Mayıs günü gördük. İsrail'de Amerika Birleşik Devletleri'nin onayı olmadan ne Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ne de Başbakan Netanyahu, uluslarası bir telefon konuşması yapabilir. İsrail, Filistinliler'e mermi yağdırıyorsa bu karar Washington'da alınmıştır.
-BU KADAR NET DEĞİL Mİ?
Evet şüphen olmasın... Şimdi bölgede Filistin'e yönelik operasyonlar daha da artacak.
Çünkü ABD'nin gücü, uluslararası kamuoyunda Filistin'de yaşananların görülmesini engelliyor.
-BÖYLE Mİ GİDECEK? DEĞİŞMEYECEK Mİ?
İran konusunda ABD ile restleşen bir Almanya ile Fransa görüyoruz. Çok ciddi, çok sert açıklamalar oluyor. Peş peşe... Bu da bize uluslararası kamuoyunun Filistin'de olanları gizlice desteklediklerini kanıtlıyor.
Biliyorsun Henry Kissinger yakın arkadaşımdır.
Birçok fikrine de katılmam. Ancak yaptığı ortada. Bugün Pentagon'un Ortadoğu politikasının tamamen Kissinger'ın planı olduğunu görüyorum. Kissinger ile Pentagon birbirlerinden hoşlanmaz. Ama birlikteler...
Açayım biraz daha...
-LÜTFEN!
Kissinger, bir sohbetimizde Ortadoğu için tam da bugün Pentagon'un istediklerini söylemişti. Kissinger, "Ortadoğu'ya barış gelmesini istiyorsak, İsrail'in çok sayıda Arap öldürmesiyle işe başlamak gerekir. Çünkü bu güç gösterisi, Arap dünyasını daha da sessizliğe itecek. Arap dünyası sessiz kaldıkça İsrail de to praklarını genişletecek. İsrail topraklarını genişlettiği sürece, Ortadoğu bir süre sonra bizim eyaletlerimizden biri olacak. Birkaç ülkenin hızla işgal edilmesi, ABD'nin Yeni Dünya Düzeni için mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir adım olduğunu hep söyledim, yine söylüyorum" dedi. Kafalarındaki bu...
-BU BİRKAÇ ÜLKE NERESİ PEKİ?
İşgal edilmesi gereken ülkelerden biri Türkiye... Diğeri Kıbrıs. Suriye, Lübnan, Arabistan, Mısır, Irak ve İran... Bölge haritasını dikkatlice incelediğimiz an Suriye'nin işgal edildiğini görüyoruz. Mısır ve Arabistan'ın tek silah kullanılmadan Washington tarafından alındığını kim inkar edebilir. Irak'ta ciddi bir savaş var. Bu savaş önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşacak. İran için hazırlanan raporlarda, Şubat 2019'da ABD'nin istediği yönetime geçeceği yazıldı. Bu tarihin şaşmayacağı ön görülüyor. Bazen tek kurşun atmadan planları sonuç veriyor...
-PEKİ BİZ? BİZ SURİYE DEĞİLİZ Kİ... PLANLARI NE?
Türkiye ve Kıbrıs için de planlar gayet başarılı gidiyor. Kıbrıs yıl sonuna kalmadan çift devletli ama Washington'a bağlı bir kara parçası olacak. Şu anda Kıbrıs yönetiminin her iki tarafı da Washinton'ın planlarını kabul etti.
Türkiye'de yönetim sıkıntısı yaşandığı an Kıbrıs'ı kaybedeceksiniz. Seçimlere gidiyorsunuz!
Umarım bunu biliyorsunuzdur...
-SİZ TÜRK ORDUSU'NU ÇOK YAKINDAN TAKİP EDİYORSUNUZ. ORADAN BAKICA FOTOĞRAF NE?
Türk askeri içindeki kutuplaşma yok diyemeyiz. Afrin operasyonu, ordu içindeki birlikteliği bir derece yükseltti. Türk ordusu için hep, "Planlı her harekatı yüzde 100 başarılı tamamlar' derim. Afrin'de de bunu gördük.
Pentagon'da sessizliğin hakim olduğu bir Afrin operasyonu gerçekleştirdiniz.
-PENTAGON'DA HAYAL KIRIKLIĞI MI VARDI?
Pentagon, YPG'nin Türk Ordusu'na ciddi kayıplar verdireceğini düşünüyordu. Hatta Afrin'le birlikte Türkiye sınırları içinde yapılacak çok ciddi operasyonlarla Türk ordusu bir anda sıradanlaştırılacaktı. O andan itibaren Türk ordusunda çok önemli generallerin yerine çok daha vasıfsız isimler göreve getirilecekti. Bunun sonucunda da Türk Ordusu, Pentagon'un Ortadoğu planları için bir risk oluşturmayacaktı.
Bu plan başarısızlıkla sonuçlandı. Bu kesin...
-BAŞKAN TRUMP VE KUDÜS DESEM...
Aralık ayının ilk günlerinde Trump'ın canlı yayında Kudüs kararını açıklaması, Türkiye'nin bölgede sürekli aktifleşen politikasının da bir derece engellenmesi içindi. Çünkü Türkiye'nin Afrin'de başarılı bir operasyon yapması, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'de atacağı adımları zorlaştıracaktı. Trump'ın Kudüs kararından yaklaşık 40 gün sonra Türkiye, Afrin operasyonunu başlattı. Dolar o günlerde sanıyorum 3.72 civarındaydı.
Şu anda ise 4.50 civarında.
Aradaki fark, ABD'nin Türkiye'nin Afrin operasyonu için verdiği tepkiydi. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ile ortaklık yerine kendi planlarını uyguluyor. WASHİNGTON DA dolarla cevap veriyor...
Olan bu... Anlaşma olmazsa DOLAR hareketlerini görme şansınız fazla...
-İKİ ÜLKE ARASINDAKİ SORUNLAR BÜYÜYOR. ABD HİÇ ADIM ATMIYOR. NEDEN?
Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin kim olacağı da sürekli değişti. Çok isim masaya geldi gitti. Kemal Derviş, ABD'nin Ankara Büyükelçisi olarak atanacaktı. İbre tamamen ona dönmüştü. Ancak daha sonra Kemal Derviş'in Başkan adaylığı için adı öne çıktı.
O süreç çok ciddi ve önemli görüşmelerin yapıldığı günlerdi. Anlatırım bir ara... Kemal Derviş, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için pek istekli değildi. Bunu da defalarca belirtti. Ancak Derviş, bağlı olduğu gücün talebiyle adaylık için adı öne çıktı.
-SONRA? ÇOK İLGİNÇ...
Derviş'in adaylığı öne çıkınca, ABD'nin Ankara Büyükelçisi için Muhtar Kent'te karar kılındı. Türkiye ile ilişkileri kısa sürede düzeltebilecek biri olarak görülen Muhtar Kent de bu görevi istemedi. Çok ciddi baskılara rağmen Muhtar Kent bu görevi kabul etmedi.
Hala Muhtar Kent için baskılar olsa da ABD seçim sonrasına kadar beklemek istiyor. Şimdiki en güçlü aday ise David Satterfield.
ABD ile İngiltere'nin Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı için bir çekişmesiydi Kemal Derviş... Eğer Kemal Derviş'in adaylığı kesinleşseydi, Meral Akşener Başkanlık seçimlerine girmeyecekti. Ancak İngiltere, Abdullah Gül'ü öne çıkardı. Hatta çok önemli adımlar atıldı. ABD, Abdullah Gül'ün adaylığını hiç kabul etmedi. Kemal Derviş de Gül'ün adaylığına ciddi şekilde itiraz etti. ABD, Gül'e karşı çıktığı için Meral Akşener bütün planı bozdu.
-BÖYLE Mİ OLDU TRAFİK? BAŞKA AKTÖRLER VAR MIYDI.
Abdullah Gül'ün aday olmadığını açıkladığı günkü bir cümlesi çok önemli. Gül, "Çok geniş bir mutabakat olursa üstüme düşeni yapmaktan çekinmem" dedi. Gül'ün söylediği 'Geniş mutabakat' ABD ile İngiltere'nin anlaşmasıydı.
Washington, Meral Akşener'e "mutabakat yok" dedi, Gül'ü oyun dışı bıraktı. Gül'ün adaylığı için 40'a yakın ABD-İngiltere toplantısı yapıldı. İlk toplantılardaki anlaşma gereği Gül de çok ciddi umutlandı. Ancak Pentagon Gül'ü istemedi.
İstemediğini de askeri anlamda gösterdi.
-PEKİ İNGİLTERE KAYBETTİ Mİ ŞİMDİ?
Türkiye'de seçime girecek adayların bazıları bir ekolü temsil eder... Burada en çok kaybeden ise İngiltere oldu. Çünkü en zayıf aday hatta adayı olmayan ülke İngiltere.
Eğer Abdullah Gül aday olsaydı, Başkan Erdoğan'ın İngiltere ziyareti gerçekleşmeyecekti.
Bu ziyaret gerçekleşse bile ne Kraliçe II.
Elizabeth ne de Prens Charles veya Theresa May'la görüşebilecekti. İngiltere, ilk kez aday çıkaramadığı bir seçim nedeniyle hiçbir zaman hoşlanmadığı Erdoğan'la görüşmek zorunda kaldı. İngiliz medyasını dikkatlice takip ederseniz, İngiltere'nin Erdoğan açılımının mecburiyetten gerçekleştiğini görürsün.
Çünkü Erdoğan, artık ABD ile ortak bir noktada buluşamaz. Bu Türkiye için handikap gibi görünse de İngiltere için bir şans olarak değerlendiriliyor.
-BEN DE YAZIYORUM SIK SIK... ABD-İNGİLTERE YAKINLIĞI GÖZE BATIYOR. NE OLDU?
İngiltere'nin ABD ile bir yakınlaşma içinde olduğu gerçek. Ancak Türkiye konusundaki anlaşmazlık, başka konulara da yansıyacak.
Türkiye'deki seçim sonuçları, ABD ile İngiltere'nin anlaşmazlıklarına rota olacak. Bir şeyi görmen gerekiyor...
-NEYİ?
Kemal Derviş büyük bir bloğun gücüyle aday olacaktı. Az kalsın... Aynı isim seçime girse 40-45 oranında oy alacaktı. Aynı kişi ABD'NİN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ olarak da düşünüldü... Çelişkiyi ve ABD'nin oradaki gücünü görüyor musun!
Bir şey daha eklemek istiyorum...
-BUYURUN...
Türkiye'yi ne kadar sevdiğimi bilirsin...
Türkiye-ABD ortaklık yapmayı başarırsa, İngiltere'nin Türkiye üzerinde kaos etkisi çok güçlü olmaz. Ancak İngiltere ile ortaklıkta ABD'nin Türkiye üzerindeki etkisi çok daha ciddi olur. Bunu geçmişte defalarca gördük.
Türkiye asla bu iki gücü karşısına almamalı.
Dengeyi kurmalı. Bu iki güç sizi hedef alırsa sıkıntınız artar...

NOT: Yarın kaldığımız yerden devam ederiz inşallah...
  • ve ya
ERGÜN DİLER Tweetleri