Kandil'in ne dediğini kenara bırakıp eskiye dönelim...
Fatih Sultan Mehmet tahta ikinci kez geçtiğinde İstanbul'u almadan durmayacağını yanındaki bütün isimlere net olarak göstermişti. Kader bu ya! O zaman da bu zaman da DEVLETİMİZ iki parça idi!
Fatih'i çocuk gören kıdemli ve yaşlı Başvezir ÇANDARLI HALİL PAŞA bu işe büsbütün karşıdır! Böyle bir fethe kalkışmanın ülkeyi küçülteceğini hatta yok edeceğini savunur! Divandaki yaşlı bütün isimler aynı fikirdedir! Tek istekleri Fatih'i bu kararından vazgeçirmektir! Ama Sultan kararından dönecek gibi değildi. Fetih çalışmaları başladı ama içerideki çatlak sesler kısılmadı!
Padişah'ın olmadığı her yerde KULİS vardı!
Sadece genç olan Halil ve Zağanos Paşalar kararı destekliyor "Korkuya mahal yok!" diyordu! Ama sözleri çok duyulmuyordu! Aldığı kararın arkasında duran Fatih, gemileri Boğaz'a indirip BİZANS'A ikmal ve yardım gelmesini önlemeye çalıştı! İlk iş buydu! Karşı cephe Avrupa'nın bu gelişmelere kayıtsız kalmayacağını ve HAÇLI ordularıyla geleceğine inanıyordu! Sultan ise denizde kuş uçurtmadığı için kimsenin gelmeye cesaret edemeyeceğini düşünüyordu!
Ama bir gece Venedikliler'e ait üç koca gemi kuşatmayı yararak HALİÇ'e girdi!
Nasıl girdi? Biri mi izin verdi? Hala bilen yok!
Ama girdi! Bu olay duyulunca ÇANDARLI mangalda kül bırakmadı! Baskıyı iyice arttırdı!
"Ne yaparsak yapalım Haçlılar gelecek ve devletimizi elimizden alacak" dedi!
Muhtemelen bunu vatanını sevdiği için söylüyordu! Kötü bir niyeti yoktu! Sadece küçük düşünüyordu! Ya da ezberinin bozulmasına izin vermiyordu! Ama Fatih büyük düşünen bir komutandı! Üç geminin nasıl sızdığına bakmadan süreci işletti! Zafer sabaha karşı geldiğinde ÇANDARLI yoktu! Çünkü tarih sadece kazananları yazardı!
PKK'yı da yanlış politikalarla büyütüp Avrupa ve Amerika'nın eline bırakıyorduk!
Ankara'daki 'Çandarlı ekolü' hem gerçeği ıskalıyor hem de yanlış tedbirler alıyordu!
Her kararın altında KORKU vardı.
CHP'nin temsil ettiği akım laiklikten, Cumhuriyet'in temel değerlerinden taviz vermeye yanaşmıyordu! Başka bir yol bilmediği için 90 yıl önce atılan harca sahip çıkıyordu! "Atatürk'ün izinden ayrılmam" diyordu! Ama Atatürk'ün ne kadar akıllı ve çağı okuyan biri olduğunu unutuyordu! Atatürk yaşasa çoktan makas değiştirip günün şartlarına ayak uydururdu!
Kurduğu Cumhuriyet de bu okumanın sonucu değil miydi?
MHP de devlette ciddi karşılığı olan bir anlayıştı! Türkçülüğü sarsılmaz bir değer olarak gördükleri için Türk Bayrağı'nı "ne kadar uzağa götürebiliriz" diye düşünmüyordu!
Bir IRK üzerinden düşünüp bilmeden istemeden Küçük Türkiye'yi savunuyordu! İki anlayış da 1920'lerdeki kuralların değişmesine şiddetle karşı çıkıyordu!
Oysa hayat ve dünya çok değişmişti!
Yeni bir şey söylemek yeni bir şey yapmak şarttı!
Ama AVRUPA hem siyasi partilerin bu söylemlere sıkı sıkıya bağlı kalmasına imkan tanıyor, arkadan da PKK gibi ülkeyi kana bulayan örgüte destek oluyordu! Yerleşmiş siyasi kalıplar, esnemediği için oyunu göremiyor ve açtıkları çukurda debeleniyorduk! CHP ve MHP de istemeden bu oyunun figüranları oluyordu!
Dünyadaki bütün büyük devletler MİLLİ meselelerde BİR olduğu için belki de BÜYÜKTÜ! Ama biz hiç TEK olamadık!
EN az İKİ parça olarak yaşamamıza izin verildi! Hep kontrol altında onların sözlerinin geçtiği ülkede yaşadık! Ülkeyi Türkler yönetemedi! Sahnede ismi cismi Türk olan insanlar görsek de perde arkasında bilmediğimiz YABANCI İŞGALİ vardı!
Kuralları koyamadığımız için de tokadı yiyen de biz oluyorduk!
Eğer PKK işini temizleyemezsek, Türk'ün sözü bir daha hiç geçmeyecek! Garip olan Türkler'i ve Kürtler'i özgürleştirecek olan sürece karşı çıkanlar MİLLİ değerler üzerinden geliyor! Çünkü bunların DUYGU DESİBELİ çok yüksek! Bağımsızlık, vatan, laiklik, esir düşmek gibi "akıl" değil de "his" dolu kavramlar sokakları dalgalandırır!
Vatana en büyük hizmet AKILA yaklaşıp büyütmektir ama biz kahraman olup ölmeyi tercih ederiz!
CHP de MHP de "PKK'lı teröristler gelsin teslim olsun.
Mahkemelere güvensin. Silah bıraktıktan sonra şartlar konuşulur..." gibi temeli olmayan ve sorunu hala anlayamadıklarını gösteren yaklaşım içindeler! Bölgeye de böyle bakıyorlar! Kafalar 1920'de kaldığı için önlerini göremiyorlar. Oysa Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz! Hem içerisi hem dışarısı sahip olunan DEĞERLER üzerinden yönetilirdi! Görmek istemediğimiz gerçek buydu!
Avrupa, Kürtler'in Türkiye'den ayrılıp bir devlet kurmaları için PKK'yı destekledi!
Eğer Türkiye'de yaşayan Kürtler koparsa İran ve Suriye'deki Kürtler de onları izleyecekti! Muhtemelen Tahran yönetimine devredilecek olan bu Kürt devleti Suriye'nin kuzeyinden AKDENİZ'e inecekti! Türkiye'nin kalan kısmı Avrupa Birliği'ne alınacak Ankara üzerinden PETROL ve GAZ'a ulaşılmış olacaktı!
Avrupa'nın kurduğu büyük oyun buydu!
Esad'ın hala neden ayakta kaldığını sanıyorsunuz! Kurgulanan Kürt devletinin ışığını görse kuzeyi kendi elleriyle Kürtler'e bırakır Londra'ya tatile gider!
Avrupa tohumunu attığı ideolojilere sahip çıkmamız gerektiğini söylerken PKK'ya karşı 100 bine yakın KÜRT'e korucu ehliyeti ve silah veriyorduk! Ezilen Kürt genci ağadan sonra korucuyu da karşısında görünce çareyi KANDİL'e çıkmakta buluyordu!
Ama bunu gören yoktu!
Belki çok acı gelecek ama Öcalan'ın basına sızan mektubunu iyice okuyun! Ne ayrı bir devletten ne de özerklikten söz ediyor! Kürtler'in devleti olarak Türkiye'yi gösteriyor! 30 yıl boyunca bir siyasetçiden ya da askerden bunu duymazken, PKK elebaşından duymak akla ziyan değil mi?
Bakın sinirleriniz bozacak bir şey daha söyleyeyim!
Öcalan şu an aldığı riskle ülkenin bölünmesinin önüne geçiyor! 30 yıl istihbarat dünyasında herkesle oturup kalkan biri olarak bunun son hamle olduğunu söylüyor! Siyaset de, MİT de, asker de herkes risk alıyor!
Çünkü başka Türkiye yok!
Dönelim başa...
Kandil "Bağımsız Kürt devleti istemiyoruz" diyor! Çünkü Öcalan, Ankara'nın Avrupa ile savaş içinde olduğunu gördü! Yaşanan bağımsızlık savaşında tarafını seçti! PKK da bu doğrultuda gerekeni yapmaya başladı!
Kandil'de vekillerin de yer aldığı o fotoğraf "Avrupa da mecburen Öcalan'a uydu"nun göstergesidir! OSLO'yu sızdıran gücün yön değiştirmesidir! En azından şimdilik! Öcalan bu kararı verirken, aslında yine Kürtler'i koruma altına aldı! Çünkü yakında bağımsızlık ilan etmek zorunda kalan Barzani'nin başının nasıl belaya gireceğini hepimizden iyi biliyor! Bu arada bir heyet Barzani'ye de mektup götürmüştü! Acaba o mektupta "Korkmayın PKK yanınızda! En önemlisi Türkiye arkamızda" demiş olmasın!
Çandarlı gibi düşünenler bana kızacaktır, biliyorum... Ama devletin FATİH gibi düşünmesi benim çok hoşuma gidiyor!
Yalnız olmadığımı biliyorum...
NOT: Duygularımızı bırakır akılla gidersek, içerideki değişimlerin rahatsızlık da verse BÜYÜK TÜRKİYE için olduğunu anlarız!
Yıllar önce Beşiktaşlılar, Şükrü Saraçoğlu'nda altında Türkçe "CESUR YÜREK ORTEGA" yazan pankartı açtırdılar! Ellerine aldıkları pankartı gururla açan Fenerliler ise İspanyolca "Korkak tavuk" yazdığını bilmiyordu! Duygu patlaması yaşıyor, Ortega'ya sevgimizi gösteriyorduk! Oysa gerçek, komik ve savunmasız düştüğümüzdü!
İşte Türkiye bu oyunların yıllarca kurbanı oldu!
Ya şimdi değiştireceğiz ya da gelip yeni bir oyun kurmalarına şans vereceğiz!