CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

"Öz'el" yazı...

Eklenme Tarihi 04 Nisan 2011

Geçtiğimiz hafta Bekir Hazar hafta tatilini kullanırken işgal ettiğimiz bu köşeden tekrar merhaba...
Öncelikle ilk yazımızdan sonra mail ve telefonlarıyla koca bir hafta rahat vermeyen okurlarımıza çok teşekkür ederim... Özellikle kar-kış demeden oturduğumuz yerin çevresine karargah kurup "AÇIKLA" diye slogan atarak uyku yüzü göstermeyen dostlarımızı da Allah'a havale ediyorum....
Boşuna söylememişler "Söz ağızdan çıkmadan siz ona, çıktıktan sonra da o size hakim olur" diye... Geçen pazartesi bu köşeyi biraz da afilli olsun diye tam 2930 harf, 490 kelime ve 57 cümle ile İKEBANA gibi süsledim. Ancak bunu yeterli görmeyen meraklı okurlar bir çuval yazı içerisinden "Ya kozmik odadan bazı gazeteciler ve gizli görevleri çıkarsa ne yaparız?" cümlesini operasyonla kaldırıp önümüze getirdiler... "Burada ne demek istedin?" diye soru üstüne soru...
Eee serde yiğitlik var, kaçmak olmaz, geri adım atmak da bize ters... Yollara düştük. Ne yaptık ettik sonunda bir bilene ulaştık...
Heybeyi turpla doldurup KÖŞEden 90'a çakmak için Bekir'e "Alice Harikalar Diyarında" gösterisi için 3 bilet vermek zorunda kaldım...
Bu kadar fedakarlıktan sonra şimdi söz sırası bende... Herkes dediklerimi eksiksiz yapsın lütfen...
Öncelikle oturduğunuz koltukta uçuş pozisyonu alın... Telefon, televizyon, kapı zili gibi kitle iletişim araçlarıyla ilişkiyi kesin... Fıstık, muz, baklava ve cips gibi kalori tsunamisine neden olan yiyeceklerden uzak durun... Küçük kan dolaşımınızı durdurun... Eğer hazırsanız geriye gidiyoruz...
İşte dostumun KOZMİK itirafları:
25 Aralık 2009 günü Ankara Çukurambar'da Bülent Arınç'a yönelik suikast planının deşifre edilmesinden hemen sonra eski adı ÖZEL HARP DAİRESİ olan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın beynine yani KOZMİK ODA'ya baskın yapıldı.
Birçok siyasetçinin oturduğu Çukurambar'ın en güzel pastanesi olan HÜDAVERDİ'de yakalanan biri albay diğeri binbaşı iki kişinin bilgisayarlarına el konuldu.
Ardından Hakim Kadir Kayan çok gizli bilgilerin yer aldığı KOZMİK ODA'ya girdi. Günlerce çıkmadı. Hakim içerideyken hep birlikte "13 haneli şifre kayboldu" ya da "Şifre bilinmediği için beyne gidilemedi" gibi manşetler attınız. Bazı kişiler de GÜNLÜK bahis oynadılar kendi aralarında...
İlk kez TAKVİM'de yayınlanan fotoğraftan gördüğümüz sert bakışlı hakim dışarı çıktıktan sonra da haber merkezlerine bir bilgi akışı olmadı.
Gazetecilerin bilmediği fakat Ankara'yı yerinden oynatan bir geceydi o... Olay 18 Aralık 2009 akşamı yaşandı.
Darbe geleneğini sürdürmek isteyen bazı isimler ÖNEMLİ SİYASETÇİLERİ yETKİSİZ hale getirmek için harekete geçti. Amaçları ülkeyi dünyada söz sahibi yapan hükümetten kurtulmaktı. Bunu son şans olarak görüyorlardı. Çünkü daha önce denemiş fakat sonuç alamamışlardı.
Büyüyen Türkiye kimyalarını bozuyordu.
Ülkeyi dünyadan koparmak, özellikle çevremizde derin değişiklikler olurken içteki sorunlarla boğuşmamızı istiyorlardı.
Bütün plan buydu.
1971 ve 1980'de bunu başarmıştılar çünkü... Dışarıdan emir alan bu kişiler tam düğmeye basacakken 300 kişilik güvenlik ordusu 8 TİMden oluşan ŞER güçleri paketledi. Ani baskınla gerekli yerlere gerekli mesajlar gitti. Kapalı kapılar arkasında bunlar yaşanırken birkaç gün sonra yani 25 Aralık 2009'da KOZMİK ODA resti çekildi.
GLADYO'nun ÖZÜne gidildi. Beyin tomografisi çekilip REÇETE yazıldı. Tüm bu olanlar kamuoyunun gözü önünde yapıldı. İki subayın kirli organizasyonu bozduğunun anlaşıldığı saatlerde Hakim Kadir Kayan ve Savcı Mustafa Bilgili'ye mektupla 8 kurşun gönderildi.
Yani TİM başına BİR tane...
Arkadaşlar kapalı zarf usulü çalışırken, beyin değiştirilip sağlığına kavuşturuldu.
Şimdi koç gibi...
Ben de bu sözleri duyunca sizin gibi şoke oldum. Bocaladıktan sonra "Peki darbe davaları sürerken neden bunun için yasal bir süreç başlatılmadı?" diye sordum... Cevap daha da ilginçti: Belki BALYOZ'dan tutuklu bulunan bir PAŞAnın asıl suçu budur. Devletin işine akıl sır ermez....
Sizi bilmem ama ben hala türbülanstayım... NE DERSİNİZ, YA DOĞRU İSE BÜTÜN OLANLAR....

* * *
"ÖZ'EL" YAZI-2
Geçtiğimiz hafta en çok konuşulan konu Savcı Zekeriya Öz'ün Ergenekon soruşturmasından el çektirilmesiydi... Birçok gazete bu gelişmeyi "Ergenekon Öz'süz kaldı", "Öz değişim", "Terfi ile kızağa", "Ergenekon'un Öz'ü gitti", "Öz ayarı", "Ters dalga" diyerek manşetlerine taşıdı. Savcı
Öz'ün gidişiyle ilgili olarak hemen hemen bütün gazetelerde aynı yorum vardı. Ancak gazeteler buzdağının görünen kısmıyla ilgilenirken TAKVİM yine işin ÖZüne indi... Bülent Erandaç, Mahir Kaynak'la yaptığı röportajla yine fark yarattı... Ne demişti Mahir Hoca isterseniz bir hatırlayalım... "Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki gelişmeler güçlü ordu-hükümet birlikteliğini zorunlu kılıyor. Genişleyen soruşturmalarla, ordu ile hükümet arasını açmaya yönelik yanlış değerlendirmeler ortaya çıkmıştı, bu bertaraf ediliyor..."

* * *
"ÖZ'EL" YAZI-3
Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn, Ürdün, Suriye...
Ortadoğu'da artık hiçbir lider deliksiz bir uyku uyuyamıyor.
Kaddafi bombalara rağmen ömrünü uzatmaya çalışırken değişim dalgasının kimleri vuracağı Londra'da masaya yatırılıyor... Batılı güçler kendi bankalarındaki Araplar'a ait 5 trilyon dolara konmak için düğmeye bastı... Hedef daha çok söz dinleyen ve daha kolay yönetilen bir Ortadoğu...
Bu nedenle Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra olduğu gibi yine cetveller ellerde... Fakat en büyük engel Tayyip Erdoğan...
Bölgede sözü geçen tek lider...
Bu sefer işleri yaş...
Türkiye'siz adım atmaları imkansız... İstiyorlarsa denesinler...
Biz uyaralım da....

* * *
GEÇEN HAFTANIN NOTLARI
TAKVİM'de geride bıraktığımız hafta en çok hoşuma giden manşet "SEKSEN the CİTY" oldu... Gorbaçov'un Londra'daki 80. yaş günü partisine akın eden Hollywood starlarını anlatmak için daha güzel bir başlık olamaz herhalde... SPOR'da ise TUNÇ'un devrik Başkan Adnan Polat için uygun gördüğü "BEYAZ DARBE" çok şıktı... Nasıl bir ülke burası Allahaşkına... Futbolda bile darbenin yapıldığı başka bir ülke var mıdır?